a
Ana Sayfaİtikâf7. İtikâfta olan dışarı çıkabilir mi?

7. İtikâfta olan dışarı çıkabilir mi?

“İtikâfta olan dışarı çıkabilir mi?” sorusunu cevaplamadan önce itikâfın çeşitlerini bilmeliyiz. İtikâf üç çeşittir:

1. Vacip olan itikâf: Adanan itikâftır. Mesela “Allah için bir gün itikâfa girmek borcum olsun.” gibi bir söz söylense, bu itikâfa girmek vacip olur. Adanmış itikâflar kişiye vaciptir.

2. Sünnet-i müekkede olan itikâf: Ramazanın son on gününde girilen itikâftır. Bu itikâf farz-ı kifâye yoluyla sünnet-i müekkededir.

3. Müstehap olan itikâf: Ramazanın son on günü dışında herhangi bir vakitte yapılan ve adanmış olmayan itikâftır.

İtikâfa giren kimsenin sünnet-i müekkede ve müstehap itikâflarda dışarı çıkması caizdir. Dışarı çıkmak bu itikâfları bozmaz. Fakat bir kimse niyet ederek ramazanın son on gününde itikâfa başlar ve sonra bunu bozarsa kazası vacip olur. İmam Ebû Yusuf’a göre, on günün tamamını kaza etmesi gerekir. Hanefilerin büyük çoğunluğuna göre ise itikâfı bozduğu günleri kaza etmesi yeterlidir. Çünkü itikâfta her bir gün müstakildir.

Vacip itikâfa giren kimsenin dışarıya çıkması -abdest almak, cünüplükten gusletmek veya üzerindeki bir necaseti gidermek gibi bir özrü bulunmadığı müddetçe- haramdır. Vacip itikâfa giren dışarı çıkamaz. İtikâfta bulunan kişi -unutarak da- olsa dışarı çıkarsa vacip olan itikâf bozulur ve kazası gerekir. Dışarıya çıkmak ister kişinin kendi iradesiyle olsun isterse -caminin yıkılması gibi bir sebeple- iradesi dışında olsun hüküm aynıdır.

İtikâfı bozan dışarıya çıkma müddeti, İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre, bir günün yarısından fazla bir zamandır. Diğer bir görüşe göre ise günün belirsiz bir vaktinden ibarettir. Kadın da itikâf ettiği odadan özürsüz olarak evinin içine çıkarsa itikâfı bozulur.

Yine hasta ziyareti veya cenaze sahiplerine baş sağlığı dilemek için mescitten dışarı çıkılsa -bu görev kendisi için gerekli de olsa- itikâf bozulur. Ancak bundan dolayı kişi günahkâr olmaz. Eğer itikâf adağı yapılırken hastaları ziyaret etme ve cenaze namazında bulunmak şart kılınmışsa, bunlar için çıkılması itikâfı bozmaz.

Eğer adanan itikâf belli bir ay için adanmışsa, mesela “Şaban ayını itikâfla geçirmek üzerime vacip olsun.” gibi bir söz söylenmişse, bu itikâf bozulduğunda bir ay yeniden itikâfa girilmesi gerekmeyip -ramazanda olduğu gibi- sadece bozulan günler kadar itikâfa girilmesi gerekir. Ayın başından başlanması gerekmez.

Eğer adanan itikâf belli bir ay için adanmamışsa, mesela “Bir ay itikâfa girmek üzerime vacip olsun.” gibi bir söz söylenmişse, bu itikâf bozulduğunda baştan başlanarak bir ay yeniden itikâfa girilmesi gerekir. Çünkü ay belirlenmeyerek adanan itikâflarda peş peşe devam edilmesi bir şarttır. Dolayısıyla kazasında da peş peşe olma vasfına riayet etmek gerekir.

Bir kimse mesela muharrem ayı gibi belirli bir ayda itikâfa niyetlense, sonra da bu ayın tamamını kaçırarak itikâfa girmese, bunu peş peşe kaza etmesi gerekir. Çünkü bu bir ay itikâf borç olarak üzerine vacip olmuştur.

Bu ayın kazasını yapabildiği hâlde kaza etmeyip hayatından ümit kesilecek bir duruma düşse, -itikâf için değil, oruçtan ötürü- her gün bir fakire fidye vermeyi vasiyet etmesi vacip olur.

(ed-Dürrü’l-Muhtar, II, 180-185; Fethu’l-Kadir, II, 109-112; Merâkı’l-Felah, 119)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin