a
Ana SayfaŞefaat7. Rahman’ın izin verdiği ve razı olduğu kişilere şefaat fayda verir. (Taha 109)

7. Rahman’ın izin verdiği ve razı olduğu kişilere şefaat fayda verir. (Taha 109)

Taha suresinde şöyle buyrulmuş:

يَوْمَئِذٍ  O gün  لاَ تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ  şefaat fayda vermez  إِلاَّ مَنْ  ancak o kimse müstesna  أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ  Rahman’ın kendisine izin verdiği  وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً  ve sözünden hoşnut olduğu.

Manaya bir daha dikkat edelim: O gün, Rahman’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez. (Taha 109)

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında,  يَوْمَئِذٍ لاَ تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ  “O gün şefaat fayda vermez.” buyrulmuş, daha sonra  إِلاَّ مَنْ  “O kimse müstesna.” denilerek, şefaatin fayda vermeyeceği hükmünden bir kısım insanlar müstesna kılınmıştır.

إِلاَّ مَنْ  ifadesinden anlıyoruz ki bir kısım insanlara şefaat fayda verecektir. Eğer şefaat hak olmasaydı böyle bir istisna yapılmaz; “O gün şefaat fayda vermez.” denilerek ayete nokta konulurdu. Ancak nokta konulmamış ve  إِلاَّ مَنْ  denilerek istisna yapılmıştır.

— Peki, bu istisnaya giren kullar kimlerdir?

Ayetin devamı bunu beyan eder:  أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ  Rahman’ın kendisine izin verdiği  وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً  ve sözünden hoşnut olduğu kimseler.

Şimdi, ayet-i kerimeyi odak noktası yaparak soralım:

— Şefaat kime fayda vermeyecek?

Allah’ın izin vermediği ve sözünden hoşnut olmadığı kimselere.

— Peki, şefaat kime fayda verecek?

Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselere.

Bakın, ayetin apaçık beyanıyla, Allah’ın izin verdiklerine ve sözünden razı olduklarına şefaat fayda verecektir.

Mesela bir kulun günahları sevaplarından çoktur. Bu sebeple cehennemi hak eder. Ancak onun bir sözü veya bir ameli vardır ki Allah o sözden ve o amelden hoşnut olmuştur. Her ne kadar o söz ve o amel küçükse de Allah’ın rahmetini ve rızasını celbetmiştir. İşte Allahu Teâlâ, o ameli sebebiyle kulunu affetmeyi murad eder. Bunu murad edince de onun hakkında şefaate izin verir.

Şefaat: Meleklerin, peygamberlerin ve salih kulların, günahkâr kulun affedilmesi için Allah’a yaptıkları duadır. Allahu Teâlâ kulunu affetmeyi murad edince, onun hakkındaki duayı kabul eder. Bu durumda o kula şefaat edilmiş olur. Demek, affeden yine Allah’tır. Şefaat ise Allah’ın affına bir vesiledir.

Şimdi, şefaati inkâr edenlere deriz ki:

Ayet-i kerimede, Allah’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselere şefaatin fayda vereceği beyan buyrulmuştur. Demek, şefaat haktır ve Allah’ın iznine ve rızasına bağlıdır.

— Sizler bu ayet-i kerimeyi hiç okumuyor musunuz?

— Ayet apaçık bir şekilde, şefaati Allah’ın izni ve rızasına bağlarken, sizler nasıl oluyor da bu ayete gözlerinizi kapıyorsunuz?

— Ayetteki  إِلاَّ مَنْ  “O kişi müstesna” kaydını görmüyor musunuz?

— Eğer şefaat olmasaydı ayette  إِلاَّ مَنْ  denilir miydi?

إِلاَّ مَنْ  demek, “Şefaat ancak bu kişilere fayda verir.” demektir. Bu kişiler de ayetin devamında beyan edilmiş:

1. Allah’ın kendisi için izin verdiği

2. Allah’ın sözünden razı olduğu.

Bu kişilere şefaat fayda verecektir. Allahu Teâlâ, “Bu kişilere şefaat fayda verecek.” derken, siz “Yok, fayda vermez.” diyorsunuz.

— Bu sözünüzle Allah’a iftira attığınızın ve nasıl bir cinayet işlediğinizin farkında mısınız?

Eğer biraz aklınız varsa pişman olur ve hemen tövbe edersiniz!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin