a
Ana SayfaFatiha Suresi8. Allah lafza-i celali bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir…

8. Allah lafza-i celali bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

ُاَللَّه  lafza-i celali bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Tazammun eden: İçine alan / Sadef: İnci kabuğu)

Sıfat-ı kemaliye: Allah’ın zatının kemaline delalet eden sıfatlardır. Hayat, ilim, sem’ (işitme), basar (görme), irade, kudret, kelam ve tekvin gibi sıfatlar sıfat-ı kemaliyedendir.

Allah lafza-i celali bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Yani sanki Allah lafzı bir inci kabuğu gibidir. İnci kabuğunun içinde inci saklı olduğu gibi, Allah lafzı sadefinde de bütün sıfat-ı kemaliye saklıdır. Bu ism-i şerif bütün kemali sıfatları içine alan bir sadef-i mübarektir. Bu sırdandır ki “Allah” dendiğinde bütün kemali sıfatlarla mevsuf olan Zat-ı Akdes akla gelir.

Allah ism-i şerifinin bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun etmesini Üstadımız şöyle izah ediyor:

Çünkü lafza-i celal Zat-ı Akdes’e delalet eder. Zat-ı Akdes de bütün sıfat-ı kemaliyeyi istilzam eder. Öyle ise o lafza-i mukaddese delalet-i iltizamiye ile bütün sıfat-ı kemaliyeye delalet eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

İlk önce, “Lafza-i celal Zat-ı Akdes’e delalet eder.” cümlesi üzerine konuşalım:

“Lafza-i celal” ile Allah ism-i şerifi kastedilmiştir. Allah ism-i şerifi sadece Cenab-ı Hakk’ın zatına delalet eden bir isimdir. Bu ism-i şerif ism-i alemdir yani özel isimdir. Mecaz yoluyla da olsa başkası için bu isim kullanılamaz. Bu isim Allah’a has ve ancak O’na işaret eden bir isimdir.

İlahlık davasına kalkışan Firavun dahi  اَنَا رَبُّكُمُ اْلاَعْلَى  “Ben sizin yüce Rabbinizim.” demiş fakat  اَنَا اللَّهُ  “Ben Allah’ım.” diyememiştir. Allah’ın “Rab” ismini kullanırken, Allah ismini kullanmaya cüret edememiştir.

Yine Mekke müşrikleri Kâbe’nin etrafını 360 putla doldurmuşlar, her birine farklı isimler vermişler ama hiçbirine “Allah” diyememişlerdir. Demek, bu isim ancak ve ancak Allah’a mahsus bir isimdir ve Zat-ı Akdes’e delalet eder.

— Peki, Zat-ı Akdes’e delalet edince ne olur?

El-cevap: Bütün sıfat-ı kemaliyeyi istilzam eder. Bu hakikate şu misalle bakabiliriz:

Nasıl ki güneş dediğimizde yedi rengi olan, ısısı olan, ışığı olan, Dünya’dan 1.300.000 defa büyük olan bir ışık kaynağı aklımıza gelir. Bu sıfatları kendinde bulundurana Güneş denir ve bu sıfatlara sahip olamayan Güneş olamaz.

Aynen bunun gibi, Allah denildiğinde de bütün kemal sıfatları kendinde bulunduran Zat-ı Akdes akla gelir. Bu sıfatları kendinde bulundurana Allah denir ve bu sıfatlara sahip olamayan Allah olamaz.

Yani Allah olabilmesi için hayat, ilim, sem’ (işitme), basar (görme), irade, kudret, kelam ve tekvin gibi kemali sıfatlara nihayetsiz derecede sahip olması gerekir. Bu sıfatlara sahip olmayana Allah denilmez. Eğer Allah deniliyorsa o hâlde bütün bu sıfatlara sahiptir.

Hatta bu sırdandır ki bu manadaki topluluğu düşünerek “Allah” diyen bir kimse Cenab-ı Hakk’ı bütün kemali isim ve sıfatlarıyla zikretmiş olur. Zira Allah bütün kemali isim ve sıfatlara sahip olan Zattır.

Şimdi meseleyi maddeleyerek toparlayalım:

1. Lafza-i celal -Allah ism-i şerifi- Zat-ı Akdes’e delalet eder.

2. Zat-ı Akdes de bütün sıfat-ı kemaliyeyi istilzam eder.

3. Bu durumda, o lafza-i mukaddese -Allah ism-i şerifi- delalet-i iltizamiye ile bütün sıfat-ı kemaliyeye delalet eder.

Delalet-i iltizamiye: Bir lafzın, vazolunduğu mananın lazımına zorunlu olarak işaret etmesidir. Mesela “ilah” sözü zorunlu olarak “doğmamış ve doğurmamış” manasına işaret eder. Allah lafza-i celali de bütün sıfat-ı kemaliyeye delalet edip, Allah’ın bu sıfatlarla muttasıf olduğuna işaret eder.

— Peki, diğer ism-i şeriflerde bu mana yok mudur?

Üstadımız bu soruya şöyle cevap veriyor:

İhtar: Başka ism-i haslarda bu delalet yoktur. Çünkü başka zatlarda sıfat-ı kemaliyeyi istilzam etmek yoktur. (İşârâtü’l-İ’caz)

Allah ism-i şerifinin manasında bir camiiyyet vardır. Diğer isimlerde ise bu camiiyyet yoktur. Diğer isimler sadece bir manaya işaret ederler. Mesela:

– Hâdi ismi sadece “hidayet veren” manasındadır.

– Muhyi ismi sadece “hayat veren” manasındadır.

– Hâlık ismi sadece “yaratıcı” manasındadır.

– Rahim ismi sadece “merhamet eden” manasındadır.

Bunlar gibi, diğer ism-i haslarda bu delalet -yani sıfat-ı kemaliyeye delalet- yoktur. Çünkü başka zatlarda sıfat-ı kemaliyeyi istilzam etmek yoktur. Yani mesela:

– Hâdi olanın illaki her şeyi bilmesi gerekmez. Hâdi bir zat her şeyi bilmese de Hâdi’dir.

– Muhyi olanın her şeyi işitmesi gerekmez. Muhyi bir zat her şeyi işitmese de Muhyi’dir.

– Hâlık olanın her şeyi görmesi gerekmez. Hâlık bir zat her şeyi görmese de Hâlık’tır.

– Rahim olanın mutlak bir irade sahibi olması gerekmez. Rahim bir zatın iradesi mukayyed de olsa Rahim’dir.

– Rahman olanın illaki konuşması gerekmez. Rızık veren ve acıyan bir zat konuşmasa da Rahman’dır. Ve hakeza…

Bunlar gibi, diğer ism-i haslarda bu delalet -sıfat-ı kemaliyeye delalet- yoktur. Çünkü başka zatlarda sıfat-ı kemaliyeyi istilzam etmek yoktur.

Ancak Allah ism-i şerifi böyle değildir. Bu ism-i şerifte bir camiiyyet vardır. Bütün sıfat-ı kemaliyeyi ve esmâ-i hüsnayı tazammun eder. Bu sebeple, diğer bütün isimlerdeki manaların hepsini toplu bir şekilde ifade eder ve sıfat-ı kemaliyeyi iktiza eder. (Bu meseleyi yukarıda izah ettik.)

İşte bu sırdan dolayıdır ki imana girmek kelime-i şehadet ile mümkündür; kelime-i şehadet de ancak Allah ismi ile kabul olmaktadır.

Mesela bir gayrimüslim Müslüman olmak için  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللَّهُ  yerine  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ الرَّحمْنُ  dese veya  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ الْمَلِكُ  dese İslam’a girmiş olmaz. Çünkü Allah ism-i şerifi tek ve ortaksız olarak Zat-ı Akdes’i ifade eden bir ism-i alemdir. İsm-i alemlerde ortaklık manasını düşünmek mümkün değildir. Bunun için de bu isimde hakiki bir tevhid vardır. Diğer isimlerde ise bu hakiki tevhid olmadığından ve onlar ile Allah’ın birliği tam manasıyla ikrar edilmediğinden dolayı iman kabul edilmez.

Şimdi, mütalaasını yaptığımız bölümü bir daha okuyalım:

ُاَللَّه  lafza-i celali bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü lafza-i celal Zat-ı Akdes’e delalet eder. Zat-ı Akdes de bütün sıfat-ı kemaliyeyi istilzam eder. Öyle ise o lafza-i mukaddese delalet-i iltizamiye ile bütün sıfat-ı kemaliyeye delalet eder.

İhtar: Başka ism-i haslarda bu delalet yoktur. Çünkü başka zatlarda sıfat-ı kemaliyeyi istilzam etmek yoktur. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin