a
Ana SayfaHadis Savunması8. Allah’ın resulü bir işe hükmettiğinde artık seçme hakkınız yoktur. (Ahzab 36)

8. Allah’ın resulü bir işe hükmettiğinde artık seçme hakkınız yoktur. (Ahzab 36)

Ahzab suresi 36. ayette şöyle buyrulmuş:

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ  Hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için yoktur,  إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا  Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman,  أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ  işlerinde bir seçme hakları.

Yani mümin şöyle mi yapıyım yoksa böyle mi yapıyım diye düşünemez. Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiğinde artık müminin o işte tercih hakkı yoktur.

وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ  Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse yani onların hükmüne karşı gelirse,  فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً مُبِينًا  şüphesiz apaçık bir şekilde sapmıştır.

Manaya bir daha dikkat edelim: Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, hiçbir mümin erkek ve mümin kadın için işlerinde seçme hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse şüphesiz apaçık bir şekilde sapmıştır.

Şimdi bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında şöyle buyrulmuş:  وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ  Hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için yoktur.

Bu beyanla, biz müminler için yasak olan bir hususa başlanmıştır. Bir şey bize yasaklanacak…

— Peki, bu yasak ne zamandır ve nedir?

Ayetin devamı sorumuza cevap verir:

إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا  Bu yasak Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zamandır.

أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ  Yasak olan şey de işlerinde seçme haklarıdır.

Demek, Allah ve Resulü bir iş hakkında helal ya da haram diye hükmederse artık mümine düşen, “İşittik ve itaat ettik.” demektir. Mümin olanın artık bu işte tercih hakkı yoktur.

Mesela Allahu Teâlâ faizin haramlığına hükmetmiştir. Bu hükümden sonra bir mümin faiz haram mıdır helal midir diye düşünmez; faizin haram olduğunu kabul eder.

Şimdi şu nokta üzerinden durmak istiyoruz:

Ayette  إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا  “Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman” buyrulmuş. Ayet-i kerime iki şeyden bahsediyor:

1. Allah’ın bir şeye hükmetmesi,

2. Resulünün bir şeye hükmetmesi.

Allah’ın hükümleri Kur’an’da geçen hükümlerdir. Peki, Resulünün hükümleri nerededir?

Sakın, “Bunlar da Kur’an’da geçen hükümlerdir.” demeyin. Çünkü bu, Kur’an’da bahsi geçen hükümler olamaz. Arapça bilmeyenler için bunu izah edelim:

إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ  ayetindeki “vav” harfi atıf harfidir. Atıf harfi kendinden sonrasıyla öncesinin farklı olduğunu gösterir. Biz bunu Türkçede de kullanıyoruz. Mesela “Selim ve Numan geldi.” desek, Numan’ın Selim’den farklı bir şahıs olduğunu anlarız. Selim farklıdır, Numan farklıdır. Bu farkı ortaya koyan edat da “ve” edatıdır.

Aynen bunun gibi, “Allah bir işe hükmettiğinde ve Resulü bir işe hükmettiğinde” dediğimizde, Resulünün hüküm verdiği şeylerin, Allah’ın hüküm verdiği şeylerden farklı olduğunu anlarız. Eğer ikisi aynı olsaydı arada “vav” atıf harfi kullanılmaz ve sadece “Allah bir işe hükmettiği zaman” denilirdi. Hâlbuki böyle denilmemiş.

— Peki, ne denilmiş?

“Allah bir işe hükmettiğinde ve Resulü bir işe hükmettiğinde” denilmiş.

Bütün bu izahlardan sonra sorumuz şu:

— Allah’ın hükümleri Kur’an’da geçen hükümlerdir. Peki, Resulünün hükümleri nerede geçmektedir?

Aklınıza hadis-i şeriflerden başka bir yer geliyor mu? Herhâlde gelmiyordur.

Demek, birisi sadece Allah’ın hükümlerini -yani Kur’an’daki helalleri ve haramları kabul etse- bu yeterli değildir. Resulullah (a.s.m.)’ın hükümlerini de kabul etmelidir. Çünkü Resulullah’ın hükmü de Allah’ın hükmü gibidir. Onun haram kılması da Allah’ın haram kılması gibidir ve bu hükümler de Allah’ın emriyledir. Aradaki tek fark, bu hükümler Kur’an’da değil, hadislerde geçmektedir.

Ayet-i kerimenin devamına da dikkat çekmek istiyoruz:

وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ  Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse -yani onların hükmüne karşı gelirse-  فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً مُبِينًا  şüphesiz apaçık bir şekilde sapmıştır.

Bakın, sapmak sadece Allah’ın hükmünü beğenmemek değildir. Resulünün hükmünü beğenmemek de apaçık bir şekilde sapmaktır.

Bütün bu izahlardan sonra, şimdi hadis inkârcılarına diyoruz ki:

Siz, “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorsunuz.

— Peki, Ahzab suresinin 36. ayetini hiç okumuyor musunuz?

— Bu ayetin emriyle niçin amel etmiyorsunuz?

Ayet-i kerime diyor ki: Allah’ın resulü bir işe hükmettiği zaman seçme hakkınız yoktur. Kim Allah’ın resulüne isyan ederse şüphesiz apaçık bir şekilde sapmıştır.

Ayetin bu beyanına karşı siz hadisleri inkâr ediyor ve Resulullah’ın hükmünü kabul etmiyorsunuz.

— Bu hâlinizle Kur’an’a muhalefet ettiğinizin farkında değil misiniz?

Hem ayetin bu kadar açık beyanından sonra hâlâ nasıl “Vahiy sadece Kur’an’dır. Peygambere başka vahiy gelmemiştir.” diyorsunuz. Peygambere başka vahiy gelmemişse, “Resulullah’ın bir işe hükmetmesi” nasıl olmuştur? -Hâşâ- Resulullah (a.s.m.) kafasından mı hükmetmiştir?

Siz Kur’an’a uyduğunuzu iddia ediyorsunuz, lakin Kur’an’dan hiç nasibiniz yok, Kur’an’ı hiç anlamıyorsunuz. Eğer anlasaydınız, Resulullah’ın sünnetine ve hadislerine muhalefet etmez ve ayetin emrettiği gibi, o sünneti kaynak kabul ederdiniz. Allah sizlere ölümden önce uyanmayı nasip etsin.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin