a
Ana SayfaFikir Sofrası8. İbda, inşa; ibda-yı mutlak ve ibda-yı nisbi

8. İbda, inşa; ibda-yı mutlak ve ibda-yı nisbi

İbda hiçten ve yoktan icattır. Eşyayı bütün maddesiyle birlikte yoktan icad edip ona hususi bir vücud vermektir.

İnşa ise eşyanın, mevcud olan madde­lerden ve unsurlardan toplanmak suretiyle icad edilmesidir.

İki türlü ibda vardır:

1. İbda-yı mutlak veya diğer adıyla ibda-yı mahz ve külli.

2. İbda-yı cüz’i veya diğer adıyla ibda-yı nisbi.

Kâinatın ve içindeki maddelerin -kâinatın yaratılışı hengâmında- yoktan yaratılışları ibda-yı mutlaktır. Daha açık bir ifadeyle:

İbda-yı mutlak: Misal ve numune yokken, örneksiz, misalsiz ve yoktan icattır. Her nevin ilk ferdinin yaratılması ibda-yı mutlaktır. İbda-yı mutlak sadece o vakte münhasır olup şu anda tecelli etmemektedir.

Şu anda tecelli eden ibda-yı nisbidir.

İbda-yı nisbi: Yaratılan her varlığın şeklinin, nakşının, suretinin ve diğer özelliklerinin yoktan yaratılması ve hiçbir şeye benzememesidir. İbda-yı nisbi, inşa hakikatine dayanarak her vakit tecelli etmektedir.

Bir misalle bu üç hakikati kavramaya çalışalım:

Süleymaniye Camii’ni oluşturan taşların yoktan icad edildiğini farz edelim… Bu taşlar bir araya getirilmiş ve Süleymaniye Camii inşa edilmiş olsun. Bu öyle bir cami ki başka hiçbir camiye benzemiyor; planı farklı, nakışları farklı, şekli farklı ve daha birçok şeyi farklı.

İşte bu misalde, Süleymaniye Camii’ni oluşturan taşların ilk defasında yoktan ve hiçten icatları ibda-yı mutlaktır.

Yaratılan o taşların bir araya geti­rilmesi ve bu şekilde caminin yapılması inşadır.

Caminin planının, nakışlarının ve şeklinin başka bir camiye benzememesi ise ibda-yı nisbidir.

Şu kâinatta ibda-yı nisbi her vakit inşa hakikatine dayanarak tecelli etmekte ve yaratılan hiçbir varlık başka bir varlığa benzememektedir. Bu da Allah’ın varlığına büyük bir delildir.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin