8. Keramet hakkında hadis-i şerifler

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin 8. dersindeyiz. Bu dersimize kadar kerameti, Kur’an’ın ayetleriyle ispat ettik. Bu dersimizde, keramet hakkında birkaç hadis-i şerif nakledeceğiz. Nakledeceğimiz hadis-i şerifler, kerametin gaybtan haber verme kısmına ait.

Buhari’de geçen bir hadis-i şerifte, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuş:

 قَدْ كَانَ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ رِجَالٌ  Şüphesiz İsrailoğullarından, sizden önce gelip geçen öyle kimseler vardır ki,     يُكَلَّمُونَ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَكُونُوا أَنْبِيَاء onlar peygamber olmadıkları halde, kendilerine ilham olunurdu.   فَإِنْ يَكُنْ مِنْ أُمَّتِي مِنْهُمْ أَحَدٌ فَعُمَرُ Eğer ümmetim içinde bunlardan biri varsa, o Ömer’dir. (bk. Müsned, VI, 55; Buharî, Fezailü’s-sahâbe, 6, Enbiya, 54)

Hadiste geçen, “Eğer ümmetim içinde bunlardan biri varsa” sözü, tekit içindir. Bu şuna benzer: “Benim bir arkadaşım varsa, o da Ahmet’tir.” desek, bu sözde arkadaşlığı Ahmet’e has kılmak, arkadaşlığının kemalinden dolayıdır. Yoksa diğer arkadaşları reddetmek için değildir. Hz. Ömer’in hadisteki tahsisi de bu manadadır. Ona yapılan ilhamların, en üst seviyede olduğunu göstermek içindir. Yoksa “Ondan başkasına ilham edilmez.” manasında değildir.

Hz. Aişe’den rivayet edilen başka bir hadis-i şerifte, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

Sizden önce geçen ümmetlerde, kendisine ilham olunanlar bulunurdu. Şüphesiz Ömer b. Hattab onlardandır. (Müslim, Fezailü’s-sahabe, 23)

Bu hadisten anlaşılıyor ki: Bu ümmetten, kendisine ilham olunan fertler vardır. Bu ilham bir keramettir. Eğer bu ümmette kendisine ilham olunanlar olmasaydı, Hz. Ömer hakkında, “Şüphesiz Ömer b. Hattab onlardandır.” buyrulmazdı.

Bir de şunu düşünelim:

Efendimiz (asm)’ın ümmeti, en faziletli ümmettir. Bu sabit olunca, diğer ümmetlerde olan faziletli kişilerin, bu ümmette de bulunması gerekir. Diğer ümmetlerde, kendisine ilham olunan fertlerin varlığı hadisle sabit olunca, bu ümmette böyle kişilerin bulunması da sabit olmuş olur. Bu da kerametin hak olduğu neticesini verir.

Şunu da izah edelim:

Kendisine ilham olunan zatlar içinde, Hz. Ömer’in hususi olarak beyan edilmesinin sebebi, Hz. Ömer’in gönlünden geçen hükümlerin, ayetlerle desteklenmesi sebebiyledir. Hz. Ömer birçok hususta bir görüş beyan etmiş, daha sonra onun görüşü ayetle tasdik edilmiştir.

Söz buraya kadar gelmişken, Hz. Ömer’in bir kerametini nakletmeden olmaz:

Hz. Ömer’in halifelik yıllarıydı. Halife her cuma olduğu gibi, o cuma da Mescid-i Nebevi’de hutbedeydi. Hutbede konuşurken, bir ara sözleri arasında şöyle dedi: Ya Sâriye! el-Cebele el-cebele! / Ey Sâriye, dağa çekil, dağa çekil!..

Mescittekiler birbirlerine baktılar. Sâriye, İran’da görevli bir komutandı. Hz. Ömer onu İran’a komutan olarak göndermişti. Hz. Ömer Medine’de, Sâriye ise İran’daydı. Bu konuşma da neyin nesiydi?..

Hz. Sariye bu hususta der ki:

الجبلَ الجبلَ سمِعتُ صوتًا يا سارِيَةَ   “Ey Sâriye, dağa çekil, dağa çekil!” diye bir ses işittim. (Bu Arapça metinde kelimeler yer değişmiş sanki???)

Evet, Hz. Ömer’in minberden hitap ettiği o dakikada, Sâriye’nin askerleri, Sâsâni ordusuyla çarpışıyordu. Savaş sırasında Hz. Sâriye, Hz. Ömer’in bu sözlerini duymuş ve askerin sırtını, yakındaki dağa verip zaferi kazanmıştı.

Bu hadise’yi İbni Kesir, “El-bidaye ven-nihaye”de, İbni Hacer, “el-İsabe”de, İbni Hibban, “Sahih”inde zikreder. Daha birçok kaynakta da geçiyor.

Dersimizi burada noktalayalım. Bir sonraki derste buluşuncaya kadar Allah’a emanet olun.

(56 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir