a
Ana SayfaŞefaat8. Onlar ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler. (Enbiya 28)

8. Onlar ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler. (Enbiya 28)

Enbiya suresinde şöyle buyrulmuş:

وَلاَ يَشْفَعُونَ  Onlar şefaat edemezler  إِلاَّ لِمَنْ  ancak o kimseye şefaat edebilirler  ارْتَضَى  Allah ondan razı oldu.

Manaya bir daha dikkat edelim: Onlar ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler.

Şöyle de manalandırabiliriz:  Onlar Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler.

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında  وَلاَ يَشْفَعُونَ  “Onlar şefaat edemezler.” buyrulmuş. Burada “onlar” ile kastedilen meleklerdir. Zira bu ayette meleklerin sıfatları anlatılmaktadır.

“Onlar şefaat edemezler.” hükmünden sonra  إِلاَّ لِمَنْ  “Ancak o kimseye müstesna.” denilerek, meleklerin şefaat edemeyecekleri hükmünden bir kısım insanlar müstesna kılınmıştır.

إِلاَّ لِمَنْ  ifadesinden anlıyoruz ki bir kısım insanlara şefaat edeceklerdir. Eğer şefaat hak olmasaydı böyle bir istisna yapılmaz; “Onlar şefaat edemezler.” denilerek ayete nokta konulurdu. Ancak nokta konulmamış ve  إِلاَّ لِمَنْ  denilerek istisna yapılmıştır.

— Peki, bu istisnaya giren kullar kimlerdir?

Ayetin devamı bunu beyan eder:  ارْتَضَى  Allah’ın razı olduğu kullar.

Şimdi, ayet-i kerimeyi odak noktası yaparak soralım:

— Melekler kime şefaat edemeyecek?

Allah’ın razı olmadığı kimselere.

— Peki, kime şefaat edecek?

Allah’ın razı olduğu kimselere.

Bakın, ayetin apaçık beyanıyla, Allah’ın razı olduklarına şefaat edilecektir. Razı olmayı da şöyle izah edebiliriz:

Mesela bir kulun günahları sevaplarından çoktur. Bu sebeple cehennemi hak eder. Ancak onun bir sözü veya bir ameli vardır ki Allah o sözden ve o amelden hoşnut olmuştur. Mesela zalim bir sultanın karşısında hakkı haykırmıştır. Veya Allah’ın isminin küçümsendiği bir yerde Allah’ın ismini yüceltmiştir. Ya da elindeki son lokmayı Allah için tasadduk etmiş ve mümin kardeşini kendi nefsine tercih etmiştir. Ve bunlar gibi ameller işlemiştir.

Evet, belki bu ameller zatında küçüktür; belki çakıl taşı kadardır ve onun dağ gibi günahlarına mukabele edememiştir. Lakin bu ameller Allah’ın rahmetini ve rızasını celbetmiştir. İşte Allahu Teâlâ bu ameli sebebiyle kulunu affetmeyi murad eder. Bunu murad edince de onun hakkında şefaate izin verir.

Şefaat: Meleklerin, peygamberlerin ve salih kulların, günahkâr kulun affedilmesi için Allah’a yaptıkları duadır. Allah kulunu affetmeyi murad edince onun hakkındaki duayı kabul eder. Bu durumda, o kula şefaat edilmiş olur.

Görüldüğü gibi, affeden yine Allah’tır. Şefaat ise Allah’ın affına bir vesiledir.

Şimdi, şefaati inkâr edenlere sormak istiyoruz:

— Ayet-i kerimede apaçık bir şekilde, Allah’ın razı olduğu kimselere şefaat edileceği beyan buyrulurken, sizler nasıl oluyor da şefaati inkâr ediyorsunuz?

— Nasıl oluyor da bu ayete gözlerinizi kapıyorsunuz?

Bakın, Allah’ın razı olduğu kişilere melekler şefaat edecektir. Melekler şefaat edebiliyorsa; peygamberler, evliyalar, şehitler ve şefaat etmesine izin verilen diğerleri de şefaat edecektir. Bütün bu şefaatler de ancak ve ancak Allah’ın izni ve rızası dâhilinde olacaktır. Mesele bu kadar açıktır. Daha fazla söze ihtiyaç yoktur.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin