a
Ana SayfaBirinci Söz9. Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin…

9. Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin…

Bütün mevcudatın lisan-ı hâl ile Bismillah demesi bahsine devam ediyoruz. Önceki derslerimizde bu hakikatin beş misalini mütalaa etmiştik. Bu dersimizde altıncı ve yedinci misalleri mütalaa edeceğiz. Üstadımız altıncı misali şöyle beyan ediyor:

Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi… (1. Söz)

(İntişar: Yayılma)

Bu cümlede iki madde var:

1. Dalların havada intişarı,

2. Meyve vermesi.

Meyve vermesi bahsini yedinci dersimizde mütalaa etmiştik. Üstadımız aynı noktaya burada bir daha dikkat çekmiş. Bu bahsin mütalaasını tekrar okumak isteyenler yedinci derse bakabilirler. Biz bu makamda dalların havadaki intişarını mütalaa edeceğiz:

Ağaçlar yerçekimine karşı büyürler. Eşya normal şartlarda yukarıya doğru hareket etmez, aşağıya doğru hareket eder. Mesela yüksekten bir şey bıraksanız, aşağıya doğru düşer. Ağaçlar ise bu kanuna meydan okumaktadır. Ağacın bulunduğu zemin ne kadar eğimli olursa olsun, hep gökyüzüne doğru dikine büyür.

Bilim adamları bunun sebebini hâlâ keşfedememişler. Üstadımız ise bu keşfi kolayca yapıyor ve diyor ki:

— Her bir ağaç Bismillah der. Bismillah’ın kuvvetiyle yerçekimi kanununa meydan okur ve gökyüzüne doğru dikine büyür.

Demek, işin sırrı Bismillah’tadır. Elbette ism-i Hakîm’in tecellisiyle bu işin basit bir sebebi de vardır. Ancak sebep sadece bir perdedir. Hakikatte işi yapan Allahu Teâlâ’dır.

Şu noktaya da dikkat çekelim: Ağaçların üst dallarının hiçbiri birbirine dokunmamaktadır. Bilim adamları buna “Taç utangaçlığı” adını koymuşlar. Dalların bu dizilişi fotosentez yapabilmeleri için en mükemmel diziliştir.

Şimdi, bu diziliş hakkında biraz tahlil yapalım:

1. Ağaç fotosentezin ne olduğunu bilmez. Bunu bilmek ilim ister ki ağacın ilmi yoktur. Peki, ilmi olmayan ağaç fotosenteze en uygun pozisyonu nasıl alıyor?

2. Hadi ilmi var, fotosentezin ne olduğunu biliyor diyelim. Ancak sadece ilim yetmez ki. Ayrıca kudreti de olmalıdır. Koca dallara hükmetmeli ve onları uygun pozisyona sevk etmelidir. Kudreti olmayan ağaç bu işi nasıl yapıyor?

3. Hadi diyelim ki kudreti de var. Ancak bu da yetmez. İrade de lazımdır. Ağacın ise iradesi yoktur. Peki, iradesi olmayan ağaç, dallarına bu pozisyonu nasıl vermektedir?

Şimdi de dalların gökyüzüne doğru büyümesi üzerine soralım:

1. Ağaç hangi kuvvetiyle yerçekimine meydan okuyor ve karşı koyuyor?

2. Bunu niçin yapıyor? Gökyüzüne doğru büyüyüp dallarına meyveler takmak ağaç için neden önemlidir?

3. Ağaç bütün bunları kendi başına mı yapıyor?

Hayır, kendi başına yapmıyor. Belki Bismillah diyor ve kudret-i İlahiyeye istinad ediyor. Zaten ağacın Bismillah demesinin manası, aczinin lisan-ı hâliyle kendini faillikten azledip, işi fail-i hakiki olan Allah’a havale etmesidir.

Üstadımız aynı hakikatin yedinci misalini şöyle veriyor:

…o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi… (1. Söz)

(Kemal-i suhulet: Tam bir kolaylık / İntişar etmek: Yayılmak)

Bu cümlede iki madde var:

1. Köklerin taş ve toprağı delip kolaylıkla yayılması,

2. Yer altında meyve vermesi.

Köklerin taş ve toprağı delmesi bahsini önceki dersimizde mütalaa etmiştik. Üstadımız aynı noktaya burada bir daha dikkat çekmiş. Bu bahsin mütalaasını tekrar okumak isteyenler önceki derse bakabilirler. Biz bu makamda yer altında meyve vermesini mütalaa edeceğiz:

Patates, havuç, turp, kereviz, pancar, şeker pancarı, tatlı patates ve zencefil gibi birçok sebze toprak altında yetişmektedir. Bu sebzeler güneşi görmeden, karanlık ve daracık bir yerde büyürler. Sorumuz şu:

— Faydaları saymakla bitmeyecek olan bu sebzeler toprak altında nasıl yetişmektedir?

— Karanlık bir yerde nasıl büyümektedir?

— İnsan vücuduna faydalı olan mineralleri bünyelerinde nasıl toplamaktadır?

— İnsan diline uygun lezzeti nasıl almaktadır?

Üstadımız bu soruların cevabını şöyle veriyor:

— Bismillah derler. Allah’ın kudretine dayanıp O’nun namına işlerler.

Mevcudatın Bismillah demesinin manasını önceki derslerimizde uzunca izah ettiğimizden dolayı burada kısa bir hatırlatma ile yetindik. Önceki derslerde yapılan mütalaalar aynen bu ders için de geçerlidir.

Üstadımız mevcudatın Bismillah demesiyle ilgili toplamda sekiz misal veriyor. Biz yedisini mütalaa etmiş olduk. Sekizinci misali bir sonraki derse havale edip dersimizi burada tamamlayalım.

Bu dersimizde şu bölümü mütalaa ettik:

Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi… (1. Söz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin