Allah’ın varlığına iki delil

Her bir mahluk, Allah’ın varlığını ve birliğini, onlarca delille ispat eder. Üstad Hazretleri Katre isimli eserinde, bu delillerden 55 tanesini beyan etmiş. Bizler bu derste, 2 delili tahlil edeceğiz. Üstadımız şöyle diyor:

“Her bir şey, bir Kadîr-i Ezelînin vücub-u vücuduna iki cihetle şehadet eder:

Biri: Takatinin binler derece fevkinde vazifeleri görmekteki, acz-i mutlak lisanıyla o Kadîrin vücuduna şehadet eder.” (bk. Mesnevi-i Nuriye, Zühre)

Şimdi bu delili tahlil edelim:

Mesela, bir çocuk görseniz, tek eliyle bir treni çekiyor. Hemen dersiniz ki: Bu treni çeken bu çocuk olamaz, çünkü bu treni çekmek için gereken kuvvet, bu çocukta yoktur. O halde benim göremediğim başka bir kuvvet olmalıdır. Bu çocuk sadece, o kuvvetin bir perdesidir.

Size bu muhakemeyi yaptırtan şey, sebep ile netice arasındaki dengesizliktir. Misaldeki çocuk, sebeptir; treni çekmesi de neticedir. Sebebin gayet zayıf ve aciz olması, neticenin meydana gelebilmesi için ise büyük bir kuvvete ihtiyaç duyulması; o sebebi faillik makamından kovar ve başka bir failin varlığını ispat eder. Sizler bu kuvvet sahibini bizzat görmeseniz de varlığından şüphe etmezsiniz; çünkü icraatı göz önündedir…

Acaba şu âlemde, bundan daha hayret verici işler olmuyor mu? Elbette oluyor, hem de daha ilginçleri…

  • Küçücük tohumlardan dağ gibi ağaçlar çıkıyor.
  • Ağaçların kupkuru dallarına; renkleri farklı, tatları farklı ve şekilleri farklı meyveler takılıyor.
  • Simsiyah toprak âdeta bir kazan oluyor, içinde her türlü sebze pişiriliyor.
  • İnsanın bütün hayat macerası ve öğrendiği her şey, hardal tanesi kadar küçük olan, hafızasında kaydediliyor.
  • Bir damla sudan insan yaratılıyor.

Evet, saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok mucizevi işler, her zaman gözümüz önünde yaratılıyor. Neticeleri meydana getiren sebepler, gayet aciz ve basit iken; onlardan meydana gelen neticeler gayet sanatlı, hikmetli ve kıymetli oluyor. İşte bu hâl ispat eder ki: Bu neticeleri yaratan, bu sebepler değildir. Bilakis bu işleri yapan, Allah Teâlâ’dır. Sebepler ise sadece, Allah’ın kudretine bir perdedir.

Sizler de daha sonra, sebep ve neticeler arasındaki uyumsuzluğu tefekkür edin. Bu tefekkürünüzde şu hadiselere bakabilirsiniz: Bulut sebeptir, yağmur netice; yumurta sebeptir, tavuk netice; beyin sebeptir, orada bir kütüphanenin yazılması netice; atomlar sebeptir, seslerin nakli netice; bal arısı sebeptir, bal netice; ipek böceği sebeptir, ipek netice…

Tefekkürünüz esnasında, sebeplerin ne kadar aciz, basit, cansız ve cahil olduğunu; neticelerin ise, son derece sanatlı ve hikmetli olup, ilmin ve kudretin eserini gösterdiğini düşünün! Daha sonra da bu sebepler arkasında, işi yapan zatı, yani Allah Teâlâ’yı, akıl gözü ile görün!

Şimdi ikinci delili okuyalım:

“İkincisi: Her bir şey, nizam-ı âlemi teşkil eden düsturlara ve muvazene-i mevcudatı idame eden kanunlara tatbik-i hareket etmekle o Alîm-i Kadîre şehadet eder.” (bk. age.)

Allah’ın varlığına en büyük delillerden biri de intizam hakikatidir. Zira şu kâinatta, sinek kanadından tutun, semavatın kandillerine kadar; bir atomdan tutun, denizlerin diplerine kadar öyle bir intizam vardır ki, intizamı yaratan zatın varlığını, Güneş gibi ispat eder.

Her bir varlık, bu intizamı muhafazaya çalışır; intizamı oluşturan kanunlara uygun hareket eder ve bu dengenin devamına hizmet eder. Bir örnekle meseleyi somutlaştıralım:

Atmosferde % 21 oksijen, % 77 azot ve %2 oranında da diğer gazlar vardır.  Eğer oksijen %21 oranında değil de biraz daha fazla olsaydı, ocağı yakmak için kibriti çaktığınızda, Dünya’yı yakabilirdiniz… Ya da biraz daha az olsaydı, boğazımıza bir ip geçirilmiş gibi nefessiz kalırdık.

Her bir bitki ve çiçek, bu oksijen ve karbondioksit dengesini ayarlayacak şekilde, âdeta bir hesap uzmanı gibi çalışır. Havadaki karbondioksiti alıp, oksijen üretir. Eğer karbondioksit çoğalırsa, solunumlarını hızlandırıp, daha fazla oksijen üretirler. Eğer oksijen çoğalırsa, üretimi yavaşlatırlar.

Şimdi sorumuz şu:

– Kendinden dahi haberi olmayan bu cahil bitkiler, havadaki gazın oranını nasıl ölçüyorlar?
– Biz mahlukatın en akıllısıyız, bunu biz yapamayız. Bir çiçek bir ağaç, bunu kendi başına nasıl yapsın?
– Hadi yaptı diyelim… Peki, karbondioksitten oksijen üreten fabrikayı, vücudunda nasıl kurmuş?
– Hadi kurdu diyelim; iyi de bu işi niçin yapıyor, niçin yoruluyor, zahmet çekiyor? Şu dünyada üç beş gün yaşayacak, keyfini sürse ya…

Demek onu bir başkası çalıştırıyor; o bu işleri kendi yapmıyorve yapamaz. Buna ne gücü, ne de ilmi yeter…

Bu misal gibi bütün varlıklar, bu âlemdeki intizama ve dengeye uygun hareket etmekte, nizamı muhafazaya çalışmaktadırlar. İşte bu hâl ispat eder ki, perde arkasında bir zat vardır, ve bütün bu icraatlar, onun icraatıdır…

Dersimizi burada tamamlayalım. Allah’a emanet olun.

(34 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir