Hz. Musa Azrail’e tokat vurmuş mudur?

Bu dersimizde, hadis inkârcılarının iliştiği, şu hadisin izahını yapacağız:

جاء ملَكُ الموتِ إلى موسى لِيقبِضَ رُوحَه   Ölüm meleği ruhunu almak için Musa (as)’a  geldi.  فقَالَ لَهُ أَجِبْ رَبَّك  Ona dedi ki: Rabbinin emrine icabet et. -Yani canını almaya geldim, ruhunu teslim et.-   فلطَم موسى عيْنَ ملَكِ الموتِ ففقَأ عيْنَه Musa (as) ölüm meleğinin gözüne bir tokta vurdu ve gözünü çıkardı.

Hadisin bundan sonrasını mealen nakledeyim:

Melek Allah’a dönüp dedi ki: “Ya Rabbi! Sen beni, ölmek istemeyen bir kuluna göndermişsin, benim gözümü çıkardı.” Allah Teâlâ meleğe gözünü iade etti ve dedi ki: Kuluma git ve de ki: “Yaşamak mı istiyorsun? Eğer yaşamak istiyorsan, elini öküzün sırtına koy. Elinin örttüğü her bir kıla mukabil, bir yıl yaşayacaksın.” Musa (as): “Bundan sonra ne olacak?” dedi. Melek, “Ölüm.” dedi. Hz. Musa: “Öyleyse ölüm şimdi gelsin.” dedi. Sonra da dedi ki: “Ey Rabbim, bir taş atım mesafesine kadar, beni Arz-ı Mukaddes’e yaklaştır.” (Buharî, Cenâiz: 69, Enbiyâ: 31; Müslim, Fedâil: 157, 158; Nesâî, Cenâiz: 121; Müsned, 2:269, 315, 351.)

Bu hadis-i şerifi İmam Buhari kaydetmiş; İmam Müslim kaydetmiş; Ahmed İbni Hanbel kaydetmiş; daha başka kaynaklarda da var. Ama hadis inkârcıları buna bakmaz. Onların tek baktığı şey, kendi akıllarıdır. Akıllarına yatarsa kabul ederler, yatmazsa reddederler. Bu hadis akıllarına yatmıyor. Diyorlar ki: Hz. Musa, Azrail’e tokat atıp gözünü mü çıkarmış? Böyle şey olur mu?..

Şimdi bu hadisin izahını, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinden iktibasla yapalım. Yapalım da bu hadisin ne kadar makul olduğu ortaya çıksın ve Hz. Musa’nın tokat atmasının sebebi anlaşılsın.

Hadisin izahına şu soruyla başlayalım:

– Her ölünün ruhunu Hazreti Azrail mi kabzediyor? Yoksa yardımcıları mı kabzediyor?

Bu meselede üç görüş vardır:

Birinci görüşe göre: Her ruhu bizzat Hz. Azrail (as) kabzeder. Bir ruhu alması, başka bir ruhu almasına mani olmaz. Çünkü Hz. Azrail nurani bir varlıktır. Nurani bir varlık, hadsiz yerlerde aynı anda bulunabilir ve temessül edebilir. Nurani olduğu için, temessülü, aslın özelliklerine sahiptir. Onun aynı sayılır, gayrı değildir.

Mesela, insanı ele alalım. İnsanın karşısına yüz ayna konulsa, insan aynı anda yüz aynada temessül eder ve gözükür. Ancak insan nurani olmadığından, kesif yani katı bir madde olduğundan dolayı; aynada gözüken temessülü, insan gibi tasarrufta bulunamaz. Aslın özelliklerine sahip değildir. Bir resim ve yansımadan ibarettir.

Güneş ise bir derece kesiflikten kurtulmuş ve nuraniyet kazanmıştır. Evet, maddi bir cisimdir, ancak nuraniyeti vardır. Bu sebeple, hadsiz şeffaf eşyada aynı anda gözükür, temessül eder. Birinde gözükmesi diğerinde gözükmesine mani olmaz. Ve o temessül, güneşin ışık ve sıcaklık gibi, bazı özelliklerine maliktir. Bakın, nuraniyet kazandıkça, yansımalar, aslın özelliklerine sahip olmaya başlıyor.

Bir de evliyaları düşünelim… Şiddetli açlıklar ve riyazetlerle; kesiflikten kurtulup, nuraniyet kazanan ehlullah, aynı anda birçok yerde bulunmuş ve temessül etmiş. Bu zatların temessülleri, aslın özelliklerine sahip olmuş. Bununla ilgili yüzlerce haberi duymuşsunuzdur. Meseleyi uzatmamak için, ben örneklere girmiyorum…

Hz. Azrail de böyle nurani bir varlıktır. Aynı anda hadsiz yerlerde temessül edebilir. Her bir temessül, aslın özelliklerine maliktir. Ve bu temessül, aynanın mahiyetine göre olur. Nasıl ki güneş temessül ettiğinde, siyah aynada siyah gözüküyor, mavi aynada mavi gözüküyor. Aynen bunun gibi, Hz. Azrail de ruh aynasında temessül ettiğinde; kâfirin ruhu çirkin olduğundan, o aynada çirkin ve korkunç gözükür; müminin ruhu güzel olduğundan, o aynada güzel gözükür.

Ruhların alınması hususunda bu görüş esas alınır ve her ruhu, Hz. Azrail’in temessül sırrıyla, bizzat kendisinin aldığı kabul edilirse; Hz. Musa Hz. Azrail’e değil; Hz. Azrail’in bir temessülüne yani yansımasına tokat vurmuş ve o misalî Azrail’in gözünü çıkarmıştır. Bu ne akıldan uzaktır, ne de imkansızdır.

Ruhların alınması hususundaki İkinci görüşe göre; her bir ruhu Hz. Azrail değil, yardımcıları almaktadır. Hz. Azrail’in farklı farklı yardımcıları vardır. İlim talebesinin ruhunu almakla görevli melek, farklıdır; şehidin ruhunu almakla görevli melek farklıdır, kâfirin ruhunu almakla görevli melek yine farklıdır ve hakeza… Bu görüşe göre, Hz. Azrail yardımcılarını sevk ve idare etmektedir.

Bu görüş esas alındığında, Hz. Musa, Azrail (as)’ın gözüne değil, onun bir hizmetçisinin gözüne vurmuş ve çıkarmıştır. Bu yardımcıların da temessülü olduğu için, Hz. Musa, bir hizmetkarın misalî bedenine tokat vurmuş ve o misali bedenin gözünü çıkarmıştır. Bu ihtimal de ne akıldan uzaktır ne de imkansızdır.

Ruhların alınması hususundaki Üçüncü görüş de şöyledir: Hadis-i şeriflerde bazı melekler bildirilmiş ki, kırk bin başı var; her başında kırk bin dili var; her dilde kırk bin tesbihat var… Allah’ın böyle acayip melekleri vardır.

Hz. Azrail de böyle bir melektir. Her ferde bakan bir yüzü ve bir gözü vardır. Ne kadar ruh alınıyorsa, Hz. Azrail’in o kadar başı vardır. O baş ile ruhunu alacağı varlığa döner ve ruhunu kabzeder. Bu görüş esas alındığında, Hz. Musa, Hz. Azrail’in o milyonlarca başından, kendine bakan yüzüne bir tokat vurmuş ve o yüzün gözünü çıkarmıştır. Bu ihtimal de ne akıldan uzaktır ne de imkansızdır.

Üç görüşe göre hadisin izahını bir daha tekrar edeyim:

  1. Bütün ruhları Hz. Azrail temessül yani yansıma sırrıyla kendisi alır. Bu ihtimale göre,

Hz. Musa, Hz. Azrail’in temessülünü, yani misalî bedenine bir tokat vurmuş ve o misalî bedenin gözünü çıkarmıştır.

  1. Her bir ruhu Hz. Azrail değil, yardımcıları almaktadır. Bu ihtimale göre,

Hz. Musa, Hz. Azrail (as)’ın gözüne değil, onun bir hizmetçisinin gözüne vurmuş ve çıkarmıştır.

  1. Hz. Azrail’in her ferde bakar bir yüzü vardır. Bu ihtimale göre,

Hz. Musa, Hz. Azrail’in kendine bakan yüzüne bir tokat vurmuş ve o yüzün gözünü çıkarmıştır.

Hz. Musa’nın tokat vurma sebebi de şudur: Ölüm, Hz. Musa’nın peygamberlik vazifesine bir son verecek ve ibadetine engel olacaktır. Ölümden sonra ne tebliğ vardır, ne ibadet vardır, ne de Allah yolunda zahmet çekmek vardır. Hz. Musa, ölümün, hizmetine son vereceğini bildiğinden, Allah aşkıyla, o hizmete son vermek isteyen bir göze tokat vurmuştur. Tokadı, Allah aşkındandır. Yoksa dünya sevgisinden değildir. Vurması da hak ve hakikattir…

Herhalde mesele anlaşılmıştır. Dersimize burada tamamlayalım. Allah’a emanet olun…

(416 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir