İnsanın mühim üç vazifesi

Bu dersimizde, Mesnevi-i Nuriye’den şu bölümün izahını yapacağız:

İnsan saltanat-ı rububiyetin mehasinine nazır ve esma-i kudsiyenin cilvelerine dellal ve kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı ilahiyeyi mütalaayla mütefekkir olduğu cihetle, eşref-i mahlûkat ve halife-i arz olmuştur. (Mesnevi-i Nuriye)

Üstad hazretleri burada, insanın üç vazifesinden bahsetmektedir. İnsan bu üç vazifesi sebebiyle; yeryüzünün halifesi, ve mahlukatın en şereflisi olmuştur. Şimdi bu üç vazifeyi tahlil edelim:

İnsanın birinci vazifesi: Saltanat-ı rububiyetin mehasinine nazır olmaktır. Peki, rububiyet nedir?… Rububiyet; Allah’ın mahlukatı yaratması, öldürmesi, beslemesi, ona suret vermesi, onu aza ve cihazlarla donatması, vazifesini öğretmesi, halden hale şekilden şekle sokması, onu evirmesi, çevirmesi, ve onda tasarrufta bulunmasıdır.

Mesela bir sineği ele alalım: Sineğin yaratılması, rububiyetin tecellisidir… Ona hayat verilmesi; göz, kanat, iğne gibi azaların takılması, rububiyetin tecellisidir… Ona uçmanın öğretilmesi; iğneyle kan çıkarma tekniğinin ilham edilmesi; ve yaşam şartlarına uygun terbiye edilmesi, rububiyetin tecellisidir… Ona bir şekil ve suret verilmesi; vazifesinin öğretilmesi; duygularla teçhiz edilmesi, rububiyetin tecellisidir… Rızıklandırılması; halden hale sokulup son şeklini alması; ve vakti geldiğinde öldürülmesi, rububiyetin tecellisidir. Bunlar gibi, sineğin üzerinde saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok, rububiyet tecellisi vardır.

Peki, Saltanat-ı rububiyet nedir? … Saltanat-ı rububiyet, bu rububiyetin bütün kainatı kaplaması, her yerde hakim olması, sinekten tutun yıldızlara kadar, her şeyde gözükmesidir. Öyle ki, şu alemde 1 cm2 kadar bir yer, bu rububiyetin haricinde kalmamıştır.

İşte insanın birinci vazifesi, bu rububiyeti görmek; saltanatı ve haşmeti karşısında, hayret ve muhabbetle secde etmektir.

İnsanın ikinci vazifesi: Esma-i kudsiyenin cilvelerine dellal olmaktır. Yani Allah’ın kudsi isimlerinin, varlıklar üzerindeki tecellilerini birbirine göstermek, ilahi isimlerin cilvesini ilan etmektir. Birazdan bu vazifeyi kısaca açıklayacağım.

İnsanın üçüncü vazifesi: Kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı ilahiyeyi, mütalaayla tefekkür etmektir. Her bir varlık, Allah’ın kudret kalemiyle yazılmış, ilahi bir mektuptur. Bir çiçek, bir böcek, ağaç, kuş, kelebek, bir damla su; her ne varsa, her şey Allah’ın bir mektubudur. O mektupta, Allah’ın isim ve sıfatları yazılmıştır. İnsanın vazifesi, mektup hükmündeki o varlığı, mütalaa ve tefekkür etmektir.

İkinci ve üçüncü vazifeler birbirine benziyor. Birisi, ilahi isimleri tefekkür etmek; diğeri, bu isimleri insanlara ilan etmektir.

Şimdi ben bu üçüncü vazifeyi; yani mütalaa ve tefekkür vazifesini yapayım. Kudret kalemiyle yazılmış bir mektup olan, bir sineği, mütalaa ve tefekkür edeyim. Bu tefekkürümü de sesli yapıyım; bu sayede 2. vazife olan, ilahi isimlerin tecellisini gösterme, ve ilan etme vazifesini de eda etmiş olayım.

  • Bu sinek yok idi, var oldu. Varlığıyla; Allah’ın Mucid, Mübdi, Halik, ve Mükevvin isimlerine ayna oldu.
  • Allah o sineğe hayat verdi. Hayatıyla; Muhyi ismine ayna oldu.
  • Allah o sineği besledi. Beslenmesiyle; Rezzak, Rahman, Münevvil, ve Mukit isimlerine ayna oldu.
  • Sanatlı vücuduyla, Sâni ismine; hikmetli cihazlarıyla, Hakim ismine; suretiyle, Musavvir ve Fettah ismine ayna oldu.
  • Vücudunda onlarca maddenin toplanmasıyla, Cami ismine; rengiyle, Mülevvin ismine; diğer sineklere benzememesiyle, Mufassıl ismine ayna oldu.
  • Vazifesinin, ve hayat şartlarının kendisine öğretilmesiyle; Rab, Mülakkin, ve Saik isimlerine ayna oldu.
  • Bir yumurtadan çıkartılmakla, Falik ismine; her ihtiyacının karşılanmasıyla, Rahim, Vehhab ve Muhsin isimlerine ayna oldu.
  • Halden hale, şekilden şekle sokulmasıyla, Muhavvil, Mükemmil, ve Mübeddil isimlerine ayna oldu.
  • Yumurtasındaki haliyle Evvel ismine; son şekliyle Ahir ismine; varlığıyla Zahir ismine, içinde çalışan fabrikayla Batın ismine ayna oldu.
  • Yapan elbette yaptığını bilecek. Kudreti onu yapmaya yetecek. Yaptığını görecek, ve yapmayı irade edecek. Bütün bunlarla o sinek; Allah’ın Alim, Kadîr, Basîr, ve Mürîd isimlerine ayna oldu.

Daha bunlar gibi onlarca isme ayna oldu, mazhar oldu. Şimdi anladık mı, sinek nasıl bir kitapmış?… Öyle bir kitapmış ki, onda onlarca ilahi isim yazılmış.

İşte bu sırdan dolayı, kamil bir mümin bir sineği öldüremez. Çünkü o sinek, Allah’ın antika bir sanatıdır. Bir çiçeği koparamaz. Çünkü o çiçek, Rabbani bir kasidedir. Bir yaprağa elini uzatamaz, çünkü o yaprak, Allah’ın isimlerinin aynası, sıfatlarının mazharıdır.

İşte bu vazifeleri sebebiyle insan, eşref-i mahlukat, yaratılmışların en hayırlısı, ve yeryüzünün halifesi olmuştur..

Şimdi izahını yapmaya çalıştığımız bölümü, bir daha okuyalım. Yaptığımız izahla, metne bakmaya çalışın:

İnsan saltanat-ı rububiyetin mehasinine nazır ve esma-i kudsiyenin cilvelerine dellal ve kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı ilahiyeyi mütalaayla mütefekkir olduğu cihetle, eşref-i mahlûkat ve halife-i arz olmuştur.

Allah’a emanet olun.

(94 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir