1. Ölüyü dirilten, Hz. İsa ve Abdulkadir-i Geylani değil Allah’tır!

Sevgili kardeşlerim, bir iman dersinde daha sizlerle birlikteyiz. Bu dersimizde, keramet konusunu işleyeceğiz. Bizim itikadımız olan Ehl-i sünnet itikadına göre, velilerin keramet göstermesi caizdir. Şia’nın itikatta mezhebi olan Mutezile’ye göre ise, keramet caiz değildir. Şia kerameti inkar ettiği gibi, Vehhabi zihniyetine sahip bir kısım kişiler de tevhid hesabına, hem veliyi hem de kerameti inkar etmektedirler. […]

2. Hz. Meryem’e indirilen sofra

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin ikinci dersindeyiz. Bu dersimizde, Âl-i İmran suresinin 37. ayetini tahlil edeceğiz. Bu ayetin beyanına göre, Zekeriya (as) ne zaman Hz. Meryem’in odasına girse, orada farklı rızıklar buluyordu. Bu hadiseyi Kur’an şöyle beyan ediyor:  كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ Zekeriya ne zaman onun yanına mihraba girse,   وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًا onun yanında […]

3. Âsaf’ın Belkıs’ın tahtını getirmesi

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin Üçüncü Dersindeyiz. Bu dersimizde, Neml suresinin 40. ayetini tahlil edeceğiz. Süleyman (as) şöyle der:   يَا أَيُّهَا المَلَأُ  Ey ileri gelenler! أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا Hanginiz onun -yani Belkıs’ın- tahtını bana getirecek?   قَبْلَ أَنْ يَأْتُونِي مُسْلِمِين Onlar (Belkıs ve kavmi) Müslümanlar olarak bana gelmeden önce.   قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَاب […]

4. Meleklerin sandık taşıması

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin Dördüncü Dersindeyiz. Bu dersimizde, Bakara suresinin 248. ayetini tahlil edeceğiz. Önce 39. sayfada anlatılan kıssanın özetini beyan edelim: İsrailoğulları kendi peygamberlerine gelerek, bir hükümdar göndermesini isterler ve bu hükümdarla Allah yolunda savaşacaklarına söz verirler. Allah Teala onlara, Talut ismindeki zatı hükümdar olarak gönderir. Ancak Talut fakirdir; bu yüzden İsrailoğulları, onu […]

5. Ashab-ı Kehf’in uykusu

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin Beşinci Dersindeyiz. Bu dersimizde, Kehf suresinin 25. ayetini tahlil edeceğiz. Bu ayet-i kerimede, Ashab-ı Kehf hakkında şöyle buyrulur: وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ Onlar mağaralarında kaldılar -Kaç sene kaldılar?-  ثَلاَثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا  üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave ettiler. Yani onlar mağarada tam 309 sene uykuda […]