Tevessül nedir? Kimler tevessülü şirk kabul etmektedirler?

Sevgili kardeşlerim, bu dersimizde tevessül bahsini işleyeceğiz. Tevessül, vesile kılmak demektir. Yani Allah’ın affına, yardımına veya başka bir isteğe nail olabilmek için, kişinin kendi ile Allah arasına salih bir kulu koymasıdır. Yine, “hürmetine istemek” ve “falan kulunun hürmetine” demek de bir tevessüldür. Tevessül, Ehl-i sünnet itikadında caizdir; vacip değildir. Yani kişi dilerse tevessül eder, dilerse tevessül etmeksizin doğrudan Allah’tan ister. Tevessül, Ehl-i sünnet itikadında […]

1. Sahabelerin Peygamberimiz (s.a.v.)’e tevessülü

Sevgili kardeşlerim, tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz Birinci Kur’an delili, Nisa suresinin 64. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulur:  أَستعيذ بالله ،  وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ  “Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde, yani günah işlediklerinde”  جَآؤُوكَ  “sana gelselerdi, yani Peygamber Efendimiz (asm)’e gelselerdi”  فَاسْتَغْفَرُوا اللَّهَ  “ve Allah’tan af dileselerdi” وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ   “Resul (as) da onlar için […]

2. Hz. Yakup (as)’ın evlatlarının tevessülü

Tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz İkinci Kur’an delili, Yusuf suresinin 97. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede, Yakup (as)’ın evlatları şöyle der: اَستعيذ بالله  يَا أَبَانَا   “Ey babacığımız!”  اسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا “Bizim günahlarımız için af dile,”  إِنَّا كُنَّا خَاطِئِين  “şüphesiz biz günah işlemiştik…” Onların bu isteğine karşı Yakup (as) da şöyle der: سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّي “Ben sizler için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz Rabbim, […]

3. Kavminin Hz. Musa (as)’a tevessülü

Tevessülün caiz olduğuna dair Üçüncü Kur’an delilinde, Hz. Musa (as)’ın kavminin Hz. Musa’ya yaptıkları birçok tevessülü göstereceğiz. Birazdan da göreceğiniz gibi, kavmi, Hz. Musa’ya birçok hususta tevessül etmiş ve Hz. Musa da bu tevessüllerin tamamını kabul etmiştir. Mesela: Bakara suresinin 61. ayet-i kerimesinin beyanıyla; kavmi, Hz. Musa (as)’ya gelerek, اَستعيذ بالله يَا مُوسَى   “Ey Musa”   لَنْ نَصْبِرَ عَلَى طَعَامٍ وَاحِدٍ “Biz tek […]

4. Beni İsrail’in sandığa tevessülü

Tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz Dördüncü Kur’an delili, Bakara suresinin 248. ayet-i kerimesinde anlatılan hadisedir. Kıssanın özeti şu şekildedir: Beniisrail, kendi peygamberlerine gelerek bir hükümdar göndermesini isterler ve bu hükümdar ile Allah yolunda savaşacaklarına söz verirler. Allah Teala onlara, Talut ismindeki zatı hükümdar olarak gönderir. Ancak Talut fakirdir; bu yüzden Beniisrail onu hükümdar olarak kabul etmek […]

5. Ona vesile arayın ayet-i kerimesi

Tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz Beşinci Kur’an delili, Maide suresinin 35. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا “Ey iman edenler” اتَّقُوا اللّهَ “Allah’tan korkun”  وَابْتَغُوا إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ “Ve O’na vesile arayın.” Bu ayet-i kerime apaçık bir şekilde tevessülü emretmektedir. Şimdi diyeceksiniz ki, ayet-i kerime bu kadar açık bir şekilde tevessülü emrederken, tevessülü inkar edenler bu ayeti […]

6. Gelin, Allah’ın Resulü sizin için af dilesin ayeti

Tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz Altıncı Delil, Munafikun suresinin 5. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulur: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ “onlara denildiğinde”,  تَعَالَوْا “gelin” يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ  “Allah’ın resulü sizin için af dilesin.” Onlara, gelin, Allah’ın resulü sizin için af dilesin, denildiğinde;  لَوَّوْا رُؤُوسَهُمْ “başlarını çevirirler”  وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُسْتَكْبِرُونَ “ve onları, büyüklük taslayarak yüz çevirmiş bir halde görürsün.” Manaya bir daha dikkat kesilelim: […]

1. Hz. Adem (as)’ın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i aracı yapması

Sohbetimizin bu bölümüne kadar tevessülü, Kur’an’ın ayetleriyle ispat ettik ve Kur’an ayetleri üzerinde tahliller yaptık. Şimdi ise tevessülü, hadis-i şeriflerle ispat edecek ve hadis-i şerifleri kaynaklarıyla inceleyeceğiz. Göstereceğimiz ilk hadis, Hz. Ömer’in naklettiği şu hadis-i şeriftir: لَمَّا اقْتَرَفَ آدَمُ الْخَطِيئَةَ  Âdem (as) hatayı işlediğinde,   قَالَ يَا رَبِّ  dedi ki, ey Rabbim!   أَسْأَلُكَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ لَمَا غَفَرْتَ لِى  Muhammed’in […]

2. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in âmâ sahabeye kendisiyle tevessül etmesini emretmesi

Tevessülü inkar edenler, “Sahabeler tevessül yapmamıştır.” diyorlar. Nakledeceğimiz bu İkinci Hadis-i Şerif, sahabelerin tevessül yaptığını göstermekte ve “Sahabeler tevessül yapmamıştır.” sözünün ne kadar yalan olduğunu ortaya koymaktadır. Hadis-i şerifi, Osman İbni Huneyf Hazretleri nakletmiştir. O şöyle diyor: اَنَّ رَجُلاً ضَرِيرَ الْبَصَرِ أَتَى النَّبِيَّ  Görme özürlü bir adam Nebi (asm)’a geldi,  فَقَالَ ve dedi ki,  اُدْعُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَنِي  “Allah’ın beni iyileştirmesi için dua et.” […]

3. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kendinden önceki peygamberlere tevessül etmesi

Tevessülün caiz olduğuna dair nakledeceğimiz bu Üçüncü Hadis-i Şerifte, bizzat Peygamber Efendimiz (asm)’ın, diğer peygamberle tevessül ettiğini göstereceğiz. Enes bin Malik Hazretlerinin rivayet ettiği bu hadis-i şerifi İmam Taberani “Mu’cemu’l-Kebir” ve “Evsat”da; Heysemi, “Mecmau-z Zevaid”de; Ebu Nuaym da “Hilyetü’l-Enbiya”da zikretmişlerdir. Hadis-i şerif şöyledir: Haşim oğlu Esed kızı Fatıma (ra) vefat edince, Peygamberimiz (asm) Üsame İbni Zeyd’i, Eyyüb el-Ensari’yi, Hz. Ömer’i ve […]

4. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Issız Bir Yerde Sıkıntıya Düştüğümüzde “Ey Allah’ın Kulları, Yardım Edin” Diye Tevessülü Emretmesi

Tevessülün caiz olduğunu beyan eden hadis-i şerifleri nakletmeye devam ediyoruz. Bu Dördüncü Bölümde, mana cihetiyle birbirine benzeyen üç hadis-i şerifi nakledeceğiz: Birinci Hadis-i Şerifimizi, İbni Abbas Hazretleri rivayet etmiştir. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:  إ إِنَّ لِلَّهِ مَلائِكَةً فِي الأَرْضِ سِوَى الْحَفَظَةِ Şüphesiz Allah’ın, Hafaza meleklerinin dışında yeryüzünde melekleri vardır,  يَكْتُبُونَ مَا يَسْقُطُ مِنْ وَرَقِ الشَّجَرِ  Bu melekler, ağaçlardan düşen yaprakları […]

5. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Sana Dua Edenlerin Hürmetine ve Bu Yürüyüşüm Hürmetine Senden İstiyorum” Sözü

Tevessülün caiz olduğuna dair nakledeceğimiz bu Beşinci Hadis-i Şerifte, Peygamber Efendimiz (asm) bizlere, tevessül ederek dua etmemizi öğretmektedir. Ebu Said el-Hudri Hazretlerinin rivayet ettiği bu hadis-i şerifi, İbni Mace “Mesacid”de; Ahmed İbni hanbel “Müsned”de; İbnuHuzeyme “Et-Tevhid” de; İbnu-s Sünni “A’melü-l yevmi ve-l leyl”de; İmam Begavi “Müsned”inde”; ve İmam Beyhaki “ed-Deavetü’l-Kebir”de zikretmiştir. Bu hadisi, hadis hafızlarından bir topluluk hasen kabul etmiştir. Sözü uzatmamak için bu hadis hafızlarını saymıyoruz. Bu hadis-i şerifte […]

6. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, Beni Ka’b Kabilesinin Şiir Okuyanı… Bana Seslenip Yardım İstedi Demesi

Tevessülün caiz olduğuna dair nakledeceğimiz bu Altıncı Hadis-i Şerifi, Hz. Meymune validemiz rivayet etmiştir. Peygamber Efendimiz (asm) Hz. Meymune validemizin yanında geceledi. Efendimiz (asm) sonra kalkıp namaz için abdest aldı. Hz. Meymune validemiz diyor ki: “O’nu, abdest aldığı yerde üç defa ‘Lebbeyk, lebbeyk, lebbeyk.’ ve üç defa da ‘Sana yardım edildi, sana yardım edildi, sana yardım edildi.’ derken işittim. O’na: ‘Ey […]

1. Hz. Ömer’in Peygamberimizin Amcası Hz. Abbas’a Tevessül Etmesi

Tevessül caiz midir, değil midir sorumuzu ilk önce Kur’an’a sorduk. Kur’an, ayetleriyle bize “caizdir” cevabını verdi. Daha sonra aynı soruyu Peygamber Efendimiz (asm)’e sorduk. Peygamberimiz de hadis-i şerifleriyle aynı cevabı verdi ve “caizdir”dedi. Yaklaşık üç saattir, Kur’an’ın ve Peygamber Efendimiz (asm)’in cevabını dinliyoruz. Şimdi aynı soruyu sahabe efendilerimize soracağız. Zira tevessül caizse, sahabelerin bunu uygulamış olması gerekir. Onların uygulaması da […]

2. Bilal İbni Haris’in Peygamber Efendimiz (asm)’ın Kabrine Gelerek Yağmur İçin Tevessül Etmesi

Sahabe Efendilerimizin tevessül ettiğine dair vereceğimiz ikinci örnek, Malik ed-Dar tarafından nakledilmiştir. O şöyle anlatıyor: Hz. Ömer devrinde halk şiddetli bir kuraklığa maruz kalmıştı. Derken bir adam, Peygamber Efendimiz (asm)’ın kabrine gelerek:  “Ya Resulallah! Ümmetin için yağmur yağmasını iste. Zira onlar helak oldular.” dedi. Bunun üzerine rüyasında o adama şöyle denildi: “Ömer’e git, ona selam götür, […]

3. Hz. Ayşe (r.anha)’nın, Sahabeleri Peygamberimizin Kabrine Göndererek Onu Vesile Yapmasını İstemesi

Sahabe efendilerimizin tevessül ettiğine dair vereceğimiz bu Üçüncü Örneği, İmam Darimi Hazretleri “Sünen”inde şöyle nakletmektedir: Ebu Numan, Said İbni Zeyd’den; O, Amr İbni Malik en-Nekri’den; O da Ebu’l Cevza Evs b. Abdullah’tan şöyle rivayet etmiştir: “Bir ara Medine’ye çok şiddetli bir kıtlık isabet etmişti. Herkes bu durumdan Hz. Aişe’ye şikayetçi olmuşlardı. Bunun üzerine Hz. Aişe şöyle dedi:” ‘Peygamberimiz […]

4. Âmâ Bir Sahabenin, Peygamberimizi Vesile Yaparak Dua Etmesi ve Gözlerinin Açılması

Sahabe Efendilerimizin tevessül ettiğine dair Dördüncü Örneği, İmam Taberani Hazretleri “Mu’cemu-s Sagir”de şöyle zikretmiştir:Bir adam, halifeliği döneminde Hz. Osman’a bir ihtiyacı için gidip geliyordu. Hz. Osman ise ona iltifat etmiyor, hacetine bakmıyordu. Adam, İbnu Huneyf ile karşılaştı ve Hz. Osman’ı ona şikayet etti. İbnu Huneyf ona şöyle dedi:“Abdest yerine git, abdest al, sonra mescide gidip hemen […]

5. Yemame Savaşında Sahabelerin, “Ey Muhammed İmdadımıza Yetiş” Diyerek Tevessül Etmeleri

Sahabe Efendilerimizin tevessül ettiğine dair Beşinci Örneği, İbni Teymiye’nin bir talebesi olan büyük müfessir İbni Kesir’den dinleyeceğiz. Hafız İbni Kesir’in naklettiğine göre; Yemame savaşında Müslümanların şiarı,  يَا مُحَمَّدَاهُ sözü idi. Bu söz, “Ey Muhammed, imdadımıza yetiş.” manasındadır. Halid İbni Velid de bu sözü söyleyenlerdendir. Bu söz, hem tevessüldür hem de istigase, yani “doğrudan yardım istemek”tir. Tevessülü inkar edenler: “Sahabeler tevessül etmemiştir.” diyorlar. Alın […]

Tevessülün caiz olduğuna dair İslâm alimlerinin ittifakı

Eserimizin bu bölümüne kadar, tevessülün caiz olduğunu önce Kur’an’ın ayetleriyle, sonra Peygamber Efendimiz (asm)’ın hadis-i şerifleriyle ve daha sonra da sahabe efendilerimizin uygulamalarıyla ispat ettik. Şimdi ise, bu konudaki icmayı, yani İslam alimlerinin ittifakını beyan edeceğiz. Zira sabit bir kaidedir ki, bir meselede ihtilaf edilse, söz hakkı, o fennin alimlerine aittir. Büyük bir hastalığın tedavisinde, […]

1. İmam-i Âzam ve İmam Âlusi Hazretleri gerçekten tevessülü inkar etmiş midir?

Eserimizin bu bölümüne kadar, tevessülü hem ayet-i kerimelerle hem hadis-i şeriflerle hem sahabe uygulamalarıyla hem de alimlerinin bu konudaki ittifakını beyanla ispat ettik. Eserin bundan sonraki kısmında, tevessülü inkar edenlerin sözlerine cevap vereceğiz. Cevabını vereceğimiz Birinci Sözleri şu: Onlar diyorlar ki: “İmam Azam Hazretleri tevessülü mekruh görmüştür. Yine İmam Alusi Hazretleri de tevessülü caiz görmemiştir. Bu iki büyük […]

2. Ancak senden yardım dileriz ayeti tevessüle zıt mıdır?

Tevessülü inkar edenlerin en çok dillendirdikleri söz, “Allah’tan başkasından yardım istenmez.” sözüdür. Delillerini şöyle sunarlar ve derler ki: “Fatiha suresinde, ‘Ancak senden yardım dileriz.’ buyrulmuştur. Tevessül ise, Allah’tan başkasından yardım dilemektir. Yine Âl-i İmran suresinde, yardımın ancak Allah katından olduğu beyan buyrulmuştur. Tevessül ise, yardımı Allah’tan başkasının katında aramaktır. Yine hadis-i şerifte, ‘İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dileyeceğin zaman […]

3. Müşrikler İçin İnen ayetleri kullanıp tevessül eden mü’minlere müşrik diyenler

Tevessülü inkar edenlerin en çok başvurdukları yol, putlara ibadet eden müşrikler hakkındaki ayetleri gösterip; tevessül edeni, puta ibadet eden müşrike benzetmeleridir. Mesela şöyle derler: Zümer suresi 3. ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Allah’tan başka dostlar tutanlar şöyle derler: ‘Biz onlara, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.’“ Bu ayetin beyanıyla, müşrikler Allah’a yaklaşmak için putlara ibadet […]

4. Yanımızda olmayan kişiden yardım istemek ve ölüye yapılan istigase

Tevessülü inkar edenlerin dillerine doladıkları bir söz de uzakta olanın veya ölünün, sesi nasıl işiteceği meselesidir. Onlar der ki: “Yetiş falanca.” denilerek yardım dilenilen şahıs, orada hazır değildir. Ya dünyanın başka bir ucundadır ya da ölmüş ve ahiret alemine gitmiştir. Dolayısıyla bu kişinin, kendisini yardıma çağıranın sesini duyması mümkün değildir. Onun sesini duyabileceğini kabul etmek, ona ilahlık […]