Kim amelini insanlara işittirirse…

İmam Taberani’nin Hz. Abdullah bin Amr (ra)’dan naklettiği bir hadise kulak verelim. Hz. Abdullah bin Amr (ra) diyorki:

سمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ  Resulullah (sav)’den işittim.

يَقُولُ  Şöyle diyordu:

مَنْ سَمَّعَ النَّاسَ بِعَمَلِهِ  Kim amelini insanlara işittirirse, o ameli insanlar arasında meşhur ederse,

سَمَّعَ اللهُ بِهِ سَامِعَ خَلْقِهِ  Allah da onun bu amelini mahlûkatın kulaklarına ulaştırır. Ama nasıl ulaştırır?

وَصَغَّرَهُ وَحَقَّرَهُ ve onu insanların gözünde küçültür, zelil ve hakir eder. (Teberani, el-Mu’cemu’l Esved, 5/172)

Evet kardeşlerim! Yaptığımız bir ameli sadece Allah bilirken, o amel de sadece Allah için yapılacakken, o ameli insanlara duyurmaya çalışmak ne demektir soruyorum?

Allah’ın bilmesi bize yetmedi mi? Onun vereceği mükâfat bizi tatmin etmedi mi ki, bizler amellerimizi bizim gibi fani olan insanlara göstermeye ve duyurmaya çalışıyoruz?

Bir kimse amelini insanlara niçin duyurmak ister? O ameli insanlar arasında neden meşhur etmek ister?

Kardeşlerim! İnsanı bu riyakarlığa sevk eden şey, ya övülmek zevki ya yerilmek korkusu ya da onlardan bir şey ummaktır.

Peki, amelimizi bu fanilere duyurduğumuzda onların nazarında kemal sahibi mi olacağız? “Aaa falanca bak şöyle şöyle” mi diyecekler? Vallahi demeyecekler, billahi demeyecekler. Çünkü Efendimiz (sav)’in ifadesiyle, Allah senin ağzından çıkan gösteriş dolu o sözü alacak, onu dinleyenlerin kulaklarına “Bu şahıs riyakârdır.” diye ulaştırıp seni onların nazarında küçük ve zelil kılacaktır.

Bunu az çok hepimiz tecrübe etmişizdir. Bazen birisi gelir, gizli bir amelini anlatmaya başlar. Siz konuyu değiştirmek istedikçe o ameli tüm detaylarına varana kadar ifşa eder. İçinizden dersiniz: “Ya ne riyakâr adam. Allah ile aranda olan o ameli benimle niye paylaşıyorsun.”

İşte onun ağzından çıkan sözlerin sizin kalbinizdeki yansıması… Çünkü Allah onu da amelini de sizin nazarınızda hakir ve zelil kılmıştır.

Yine bir gün bir adam Resulullah (sav)’e gelerek “Tam bir sene oruç tuttum.” dediğinde Efendimiz (sav):

مَا صُمْتَ وَمَا أَفْطَرْتَ “Sen ne oruç tuttun, ne de iftar ettin.” buyurmuştu. Yani “O amelini bana işittirmekle, tuttuğun oruçları yaptığın iftarları zayi edip boşa çıkardın.” diyordu.

Kardeşlerim! Rabbimiz bizleri ihlasın sırrına ulaştırsın. Öyle ki, O’nun rızası bizim için her şeyden kıymetli olsun.  Öyle ki, amellerimizi nefsimizin adi hislerine kurban edip zayi etmeyelim. Amin!

(68 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir