“Mümin bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer.” hadisinin izahı

 “Mümin bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer.” hadisinin izahı

Bu dersimizde, şu hadisin manasını izah edeceğiz.

Efendimiz (asm), kâfir bir misâfiri ağırlamıştı. Hemen onun için, bir keçinin sağılmasını emretti. Keçi sağıldı, kâfir sütünü içti. Sonra Efendimiz (asm), diğer bir keçinin daha sağılmasını emretti. Adam doymadı. Bu suretle tam yedi keçinin sütünü içti. Adam yatıp sabah olunca Müslüman oldu. Efendimiz (asm) bir keçi sağılmasını emretti. Sütünü adam içti. Sonra başka bir keçi daha sağıldı. Fakat bunun sütünü tamamen içemedi. Bunun üzerine Efendimiz (asm),(Ebu Hureyrenin rivayetinde) şöyle buyurdular:

عن أبى هريرة إِنَّ الْمُؤْمِنَ  Şüphesiz mümin   لَيَشْرَبُ فِي مِعًى وَاحِدٍ bir mideye içer. وَالْكَافِرَ يَشْرَبُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ Kâfir ise yedi mideye içer. (Buhari, Et’ime 12; Müslim, Eşribe, 186; Tirmize, Et’ime 20; Muvatta, Sıfatu’n Nebiyy, 10)

Hadis inkârcıları, bu hadisi gösterip diyorlar ki: Bu hadis nasıl sahih olur? Kâfirlerden daha çok yiyip içen müminler var. Bu da bu hadisin sahih olmadığını ispat eder…

İşte onlar böyle nakıs bir muhakemeyle, bir anda hadisin üstünü çizip, içinde birçok mana barındıran bu hadisi, uydurma bir söz derecesine indiriyorlar. Şimdi bu hadisinin manasını izah edelim. Edelim de bu hadis inkârcılarının, nasıl bir cinayet işlediklerini gösterelim.

Hadiste geçen, “Mümin bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer.” beyanı hakkında, âlimler farklı izahlar yapmışlardır. Bu izahlardan bazıları şu şekildedir:

Birinci izah şudur:

Hadisin manasında mecaz olmayıp, hakiki manası murad edilmiştir. Bu görüş sahipleri şöyle der: Bu hadis, bütün kâfirler hakkında değil; belli bir şahıs hakkında varid olmuştur. Hadiste geçen,  الْكَافِرَ  kelimesinin başındaki  الْ takısı, ahdiyedir; cinsiye değildir. Ahdiye edatı, özel birisinin kastedildiğini ifade eder. Cinsiye edatıysa, cinsin kastedildiğini ifade eder. Buradaki edat cinsiye olmadığından, mezkur hadis, bütün kâfirleri ifade etmek için kullanılmamıştır. Bu durumda, hadiste zikredilen, “Kâfir yedi mideyle içer.” sözüyle kastedilen şahıs, hadisteki şahıstır; bu söz, sadece onun için söylenmiştir.

Yani şöyle denilmek istenmiştir:

“Bu adam kâfirken, yedi mideye yemekte idi. Müslüman olunca, yedikleri onun hakkında bereketlendirildi. Böylece, kâfirken yediğinin, yedide biriyle doydu.”

Hadis hakkındaki ikinci izah şudur:

 “Mümin bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer.” sözüyle murad edilen, zahiri mana değildir. Burada bir mecaz vardır ve kinaye yapılmıştır. Efendimiz (asm) bu hadisinde, Müslüman ve onun dünyadaki zühdüyle; kâfir ve onun dünyaya olan hırsını göstermek için bir benzetme yapmıştır. Yani mümin, dünyevi şeylere kıymet vermemesi sebebiyle, tek bir mideye yiyen kişi gibidir. Kâfir ise, dünyevi şeylere çok kıymet vermesi ve dünyalığı çok yığması sebebiyle, yedi mideye yiyen kişi gibidir. Burada ne gerçek mideler vardır, ne de yeme hususu asıldır. Asıl kastedilen şey, dünyalık ile doymakta, azlık ve çokluktur. “Mümin tek mideye içer.” denildiğinde; bu sözle, “müminin dünyaya karşı hırsı yok, az bir şeyin peşindedir” denilmek istenmiştir. “Kâfir yedi mideye içer.” denilmekle de “dünyaya çok rağbet eder, çok şeylerin peşine hırsla düşer.” denilmek istenmiştir.

Hadis hakkındaki üçüncü izah şudur:

Hadisten murad, mümini az yemeğe teşviktir. Çünkü çok yemek, mümine has bir sıfat değildir. Mümin, az yemeği esas yapmalıdır. Bu hadis, işte bu teşvik makamında söylenmiştir.

Hadis hakkındaki dördüncü izah şudur:

Hadiste kastedilen müminden murad, kâmil seviyede olan ve tam bir imana sahip olan mümindir. Zira kimin imanı kemale ermişse; onun fikri ölümle ve ölüm sonrası işlerle meşgul olur. Bu da onu, nefsanî arzuların peşinde koşmaktan ve çok yemekten alıkoyar. Buna göre hadisin manası şöyle olur: “Kâmil mümin bir mideye yer, kâfir ise yedi mideye yer.”

Hadis hakkındaki beşinci izah şudur:

Mümin, yemesi-içmesi sırasında besmele çeker, şeytan ona yeme-içmede ortak olmaz. Böylece az bir yiyecek, ona kâfi gelir. Kâfir ise besmele çekmez. Bu sebeple şeytan ona ortak olur. Az bir yiyecek, ona kâfi gelmez. İşte bu hadisle, Besmelenin bereketine dikkat çekilmek istenmiştir.

Hadis hakkındaki altıncı izah şudur:

Hadis, çokluğu ifade etmek için beyan olunmuştur. Bununla gerçek adet kastedilmemiştir. Hadisteki “yedi” tabiri, çokluktan kinayedir. Zira Arapçada yedi, yetmiş, yedi yüz gibi ifadeler, çokluğu temsil eder. Buna göre hadisin manası şöyle olur: “Müminin yemesi, kâfire kıyasla çok azdır veya az olmalıdır…”

Hadis hakkındaki yedinci izah, İmam Kurtubi Hazretlerinin şu izahıdır:

Yemek şehveti yedidir: Tabiat şehveti, nefis şehveti, göz şehveti, ağız şehveti, kulak şehveti, burun şehveti ve açlık şehveti. Müslümanı yemeğe sevk eden şehvet, bu sonuncusudur, sadece açlık şehvetidir. Müslüman, sadece açlığını gidermek için yer. Kâfir ise, sayılanların hepsi sebebiyle yer. İşte hadis, bu manaya işaret etmektedir.

Hadisin manası hakkında, daha başka izahlar da var. Biz yedisiyle iktifa edelim. Şimdi şunu gördünüz mü, hadis inkârcılarının bir çırpıda çöpe attığı ve üzerine uydurma damgası vurduğu sözün, ne kadar hikmetli manaları varmış. Lakin bu manalar, ancak hadis alimleri tarafından hakkıyla izah edilebilir. Bizim ne kadar aklımız var ki, bu manaları bulup çıkaracağız. Zaten hadis inkârcılarının problemi de bu: Bu işi yapabilecek akılları yok; aklı olanlara da kibirlerinden dolayı tabi olamıyorlar.

Bu dersimizi burada tamamlayalım. Bir sonraki derste görüşünceye kadar, Allah’a emanet olun.

(282 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir