a
Ana SayfaFatiha Suresi25. Sual: Cenab-ı Hakk’ın her şeye malik olduğu bir hakikat iken…

25. Sual: Cenab-ı Hakk’ın her şeye malik olduğu bir hakikat iken…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Sual: Cenab-ı Hakk’ın her şeye malik olduğu bir hakikat iken, burada haşir ve ceza gününün tahsisi neye binaendir? (İşârâtü’l-İ’caz)

Soruyu biraz açalım:

Ayet-i kerimede  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  “din gününün sahibi” buyrulmuş. Buradaki “din” kelimesiyle “ceza, hesap, hüküm…” manaları kastedilmiş. Hâlbuki Allahu Teâlâ sadece din gününün değil, her şeyin malikidir. Bu durumda,  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  yerine şu ifadeler olabilirdi:

–  مَالِكِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ  Dünyanın ve ahiretin maliki,

–  مَالِكِ الَعَالَمِينَ  Âlemlerin maliki,

–  مَالِكِ كُلِّ شَيْئٍ  Her şeyin maliki…

Böyle kapsamlı bir ifade yerine  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  “din gününün maliki” denilerek tahsis yapılmış ve Allah’ın sadece din gününün sahibi olduğu beyan edilmiş. Buradaki soru şu:

Cenab-ı Hakk’ın her şeye malik olduğu bir hakikat iken, burada haşir ve ceza gününün tahsisi neye binaendir?

Üstadımız bu soruya şöyle cevap veriyor:

Cevap: Şu âlemin insanlarca hakir ve hasis sayılan bazı şeylerine kudret-i ezeliyenin bizzat mübaşereti, azamet-i İlahiyeye münasip görülmediğinden, vazedilen esbab-ı zahiriyenin o gün refiyle her şeyin şeffaf, parlak içyüzüyle tecelli edip Sâni’ini, Hâlık’ını vasıtasız göreceğine işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Ref: Kaldırma)

Bu dünya bir imtihan dünyası olması hasebiyle Cenab-ı Hak esbabı kendisine bir perde yapmış. Ayrıca insanlarca hakir ve hasis sayılan şeylere kudretin bizzat mübaşereti Allah’ın azametine uygun görülmediğinden dolayı esbab vazedilmiş. Yani Cenab-ı Hakk’ın sineğe, solucana, böceğe ve böyle hakir mahlukata tevcih-i rububiyeti azamet-i İlahiyeye münasip görülmediğinden Cenab-ı Hak bu rububiyetini perdeler arkasından yapmış ve esbabı vazetmiş.

Üstadımız esbabın vazedilmesindeki başka bir hikmeti Lem’alar Risalesi’nde şöyle beyan ediyor:

— Yalnız gafil ve cahil olanlar hadiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden Cenab-ı Hak’tan şekva ve şikâyetlere başlarlar. İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vazedilmiştir.

Ahirette ise her şeyin şeffaf, parlak ve güzel yüzü görüleceğinden dolayı esbab vazedilmeyecektir. Bu dünyada sebepler ile iş gören Allahu Teâlâ ahirette sebepsiz iş görecek ve her şeyi doğrudan kudretiyle yaratacaktır.

Yine bu dünyada Allahu Teâlâ’yı sebepler perdesi arkasından gören insanlar ahirette Allah’ı vasıtasız görecektir.

İşte hem sebeplerin o gün olmadığına hem de Allah’ın vasıtasız görüleceğine işareten Allahu Teâlâ  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  “din gününün maliki” olmakla vasfedilmiş, “her şeyin maliki” olmamakla vasfedilmemiştir.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

Sual: Cenab-ı Hakk’ın her şeye malik olduğu bir hakikat iken, burada haşir ve ceza gününün tahsisi neye binaendir?

Cevap: Şu âlemin insanlarca hakir ve hasis sayılan bazı şeylerine kudret-i ezeliyenin bizzat mübaşereti, azamet-i İlahiyeye münasip görülmediğinden, vazedilen esbab-ı zahiriyenin o gün refiyle her şeyin şeffaf, parlak içyüzüyle tecelli edip Sâni’ini, Hâlık’ını vasıtasız göreceğine işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin