Umumi nimetler de şükür ister

Bu dersimizde bir şükür sohbeti yapacağız. Üstad hazretleri Mesnevi-i Nuriye’de şöyle diyor:

Sem, basar, hava, su gibi umumî nimetler daha ehemmiyetli, daha kıymetli olduklarına nazaran, hususî, şahsî nimetlerden kat kat fazla şükre istihkak ve liyakatleri vardır. (Mesnevi-i Nuriye)

İnsana verilen nimetler iki türlüdür:

  1. Hususi nimetler.
  2. Umumi nimetler.

Mesela: İnsanın sofrasındaki yemek hususi bir nimettir. Evladı hususi bir nimettir. Giydiği elbise hususi bir nimettir. İçinde oturduğu evi hususi bir nimettir. Bu nimetler ona has kılınmış ve bütün menfaati ona tahsis edilmiştir.

Bir de umumi nimetler vardır. Bu umumi nimetlerden o da istifade eder. Ancak başkalarının da istifadesi vardır. Veya ona verilenin aynısı başkasını da verilmiştir.

Mesela: Güneş umumi bir nimettir. Ben güneşten faydalanırım. Beni ısıtır ve aydınlatır. Ancak faydası sadece bana mahsus değildir. Bütün insanlar ondan faydalanır. Hava umumi bir nimettir. Ben havayı solurum, hayatımın devamını sağlar. Ama sadece bana ait değildir. Bütün insanlar ondan faydalanır. Su umumi bir nimettir. Ben suyu içerim, beni hayata bağlar. Ancak yağmurun yağdırılması sadece benim için değildir. Bütün insanların onda menfaati vardır.

Bir de hepimizde bulunan umumi nimetler vardır. Hepimizin gözü var, kulağı var, eli var, ayağı var ve hâkeza. Bu gibi cihazlar ve duygular hepimize verilmiş umumi nimetlerdendir.

Hususi nimetlere nasıl şükür etmek gerekiyorsa, umumi nimetlere de öyle şükür etmek gerekir. Umumun ondan faydalanması veya o nimetin herkeste olması onu nimet olmaktan çıkarmaz. Üstadımız diyor ki:

Binaenaleyh, o gibi umumî nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek en büyük küfran-ı nimet sayılır. (Mesnevi-i Nuriye)

Yani umumi nimetlere karşı şükürsüzlük büyük bir küfran-ı nimettir, nimetin kadrini ve kıymetini bilmemektir. Şimdi soruyorum: Bugün Güneş’e şükreden var mı? Havaya şükreden var mı? Ay’a şükreden, denize şükreden, dağlara şükreden var mı?

Ya da hiç gün içinde; gözümüze, dilimize, aklımıza ve diğer cihazlarımıza şükrettik mi? Bir lokmayı ağzımıza attığımızda şükrediyoruz. Peki bu şükrü umumi nimetler için niye yapmıyoruz? Halbuki umumi nimetler daha büyük olduğu için daha büyük bir şükür ister. Üstadımız diyor ki:

Hal bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına ait hususî nimetlere karşı Allah’a şükrederlerse de, şu umumî nimetler onlara şümulü yokmuş gibi fikirlerine bile gelmiyor. (Mesnevi-i Nuriye)

Evet, Güneş bize bir soba ve lamba yapılmış; Ay kandilimiz; yıldızlar dünya evimizin mumları olmuş; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

Yeryüzü bize bir beşik yapılmış; gökyüzü, evimizin damı olmuş; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

İnekler, keçiler, koyunlar süt fabrikası olmuş; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

Zehirli bir böcek bizim için balı yapıyor; elsiz böcek ipeği dokuyor; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

Ağaçların dalı adeta rahmetin eli olmuş; toprak kaynamış kazan olmuş, içinde her türlü bitki pişmiş; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

Denizler taze et ambarı olmuş; dağlardan pınarlar fışkırtılmış; bulut sünger olup suyunu boşaltmış; buna şükretmek aklımıza gelmiyor!

Neden aklımıza gelmiyor? Çünkü bu nimetler umumidir. Peki, umumi diye hesaba çekilmeyecek miyiz? Vallahi çekileceğiz. Sadece hususi nimetlerden değil, umumi nimetlerden de hesaba çekileceğiz. Öyleyse fırsat varken şükrünü eda etmeye çalışalım.

Allah’a emanet olun.

(91 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir