18. “Zina eden kişi, zina ederken mümin değildir.” hadisinin manası nedir?

Tekfir konusunun On sekizinci dersindeyiz. Tekfir: Kişiyi küfre nispet etmek ve kâfir olduğunu söylemektir.

Maalesef günümüzde bazı Müslümanlar, günah işleyenleri tekfir etmekte; onları kâfir olmakla itham etmektedirler. Günah işlemeyi küfür kabul eden bu zihniyete göre, büyük günah işleyen herkes kâfirdir. Halbuki Ehl-i sünnet itikadına göre, büyük günah işlemek kişiyi dinden çıkarmaz ve kâfir yapmaz.

Bu dersimize kadar, büyük günah işlemenin, kişiyi kâfir yapmadığını, 12 delille ispat ettik ve tekfircilerin 4 sözüne cevap verdik. Bu dersimizde, onların Beşinci sözlerine cevap vereceğiz.

Onlar diyorlar ki: Hadis-i şeriflerde, büyük günah işleyenlerin mümin olmadığı beyan buyrulmuş. Mesela şöyle denmiş:

  لا يَزني الزَّاني حينَ يَزني وهوَ مؤمنٌ  Zina eden kişi, zina ederken mümin değildir.   ولا يَسرقُ السارقُ حينَ يسرقُ وهوَ مؤمنٌ  Hırsızlık yapan kişi, hırsızlık yaparken mümin değildir.  ولا يشربُ الخمرَ حينَ يشربُها وهوَ مؤمنٌ  Şarap içen kimse, şarap içerken mümin değildir.

– Bu hadislerde açık bir şekilde, günah işleyenin mümin olmadığı beyan buyrulmuştur. Daha bunun üzerine söz söylemeye gerek yoktur.

İşte onlar böyle diyorlar. Şimdi bu hadislerin manasını izah edelim ve onların bu sözlerini çürütelim.

Bir hadis-i şerifte, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuş:

 لا عَيْشَ إلاَّ عَيْشُ الآخِرَة  Ahiret hayatından başka hiçbir hayat yoktur.

Şimdi bu hadisten, dünya hayatının olmadığı mı anlaşılır? İyi de dünya hayatı var. Hadisi böyle anlarsak, dünya hayatının varlığını neyle izah edeceğiz? Peygamberimiz (asm), “Ahiret hayatından başka hiç bir hayat yoktur.” derken, dünya hayatını inkâr etmiyor; dünya hayatının kemalini inkâr ediyor; asıl ve kamil hayatın, ahiret hayatı olduğunu söylüyor. Yani ahiret hayatıyla dünya hayatı kıyas edildiğinde, dünya hayatı sanki yok hükmündedir; işte Efendimiz (asm) bunu beyan ediyor. Bir şeyin kendisine yok demek farklıdır, kemalini reddetmek farklıdır.

Aynen bu misalde olduğu gibi, “Zina eden kişi, zina ederken mümin değildir.” sözünün manası da, “Kamil manada mümin değildir. İmanı kemalde değildir. Hakiki mümin değildir.” gibi manalardır. Efendimiz (asm), zina edenin imanını inkâr etmiyor, imanının kemalini inkâr ediyor. İmanı yok kabul etmek farklıdır, imanın kemalini reddetmek farklıdır. Burada olan, imanın kemalini reddetmektir.

Başka bir misal daha verelim. Denilir ki:

 لاَ عِلْمَ إِلاَّ مَا نُفِعَ  İlim ancak faydalanılan şeydir.

Peki, şimdi soralım: Faydalanmadığımız bilgi, ilim değil midir? Hayır, o da ilimdir, lakin kamil ilim değildir. İlmin kendisi başkadır, kemali başkadır. Bir şeyin kemalini reddetmek, kendisini reddetmek değildir.

Aynen bunun gibi, “Şarap içen kimse, şarap içerken mümin değildir.” demek de “bu kişi kâfirdir” demek değildir. Bunun manası, “kamil manada mümin değildir. İmanı kemalde değildir. Hakiki mümin değildir” gibi manalardır.

Yine Efendimiz (asm)’ın, “Şu işi yapan benden değildir.” sözü, “Benim hakiki ümmetim değildir. Bana hakikaten ümmet olsaydı, bu işi yapmazdı.” manasındadır. Yoksa o kişinin kâfir olması manasında değildir.

Mesela, Peygamberimiz (asm), “Komşusu açken tok yatan kimse bizden değildir.” buyurmuştur. Bunun manası, “Komşusu açken tok yatan her kişi kâfir olur.” demek değildir. Bunun ifade “Bu kişi, bizim gibi hakiki mümin değildir, imanı kemal bulmamıştır.” manasındadır.

Örnekleri çoğaltabiliriz ki, biz bunu günlük hayatımızda da kullanıyoruz. Mesela, yanlış teşhis koyan bir doktor hakkında, “O, doktor değil.” dersiniz. Bu sözünüzle, “O kişinin doktor diploması yok. Tıp okumamış.” manasını kastetmezsiniz. Kastettiğiniz şey, o kişinin iyi bir doktor olmadığıdır.

Bu sözü, doktorluk gibi, yanlış yapan her meslek erbabı için söylersiniz. Hatta sizi aldatan kişi hakkında, “O, adam değil.” dersiniz. Bu sözünüzle, o kişinin insan olduğunu reddetmezsiniz; söylemek istediğiniz şey, o kişinin insan-ı kamil olmadığıdır. Evet, insandır, ama insan-ı kamil değildir.

İşte Efendimiz (asm)’ın da mümin için, “mümin değildir, bizden değildir” gibi sözleri, “güzel mümin değildir, bizim gibi hakiki mümin değildir” manasındadır. Yoksa o kişinin kâfir olduğu manasında değildir. Bir şeyin kendisini yok saymak farklıdır, kemalini yok saymak farklıdır. Mezkûr hadislerde yok sayılan, imanın kemalidir, kendisi değildir.

Herhalde mesele anlaşılmıştır. Bu dersimizi burada noktalayalım.

Bu dersimiz, tekfir konusunun son dersiydi. Rabbimize hamdüsena olsun, bir imanî eseri daha bizlere tamamlattı. Aslında bu konuda söylenecek daha çok söz var. Ama işin ince detayı, sizleri sıkar. Sizleri sıkmamak için, o ince detaya girmeyip, 18 dersle yetindik.

Allah bizleri iman hizmetinden ayırmasın. Bu eseri benim, bu eserde emeği geçenlerin ve halisane bu dersleri seyredenlerin günahlarına, kefaret yapsın. Bizi kendine kul, Habib (asm)’ine ümmet eylesin. Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalın…

(253 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir